• BIST 89.466
  • Altın 146,241
  • Dolar 3,6463
  • Euro 3,9145
  • Ağrı 9 °C
  • Erzurum 11 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Van 8 °C
  • Kars 11 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 19 °C

Bırakın Yaşasınlar!

Hakan ELEM

      İnsan olmak, insanca yaşamak çok mu zor? İnsan olmak çok mu kötü? Neden tavırlarımız insan olmaktan ve insanlıktan yana değil? Nedir insan olmak?Hepimizin iki eli, iki ayağı, ağzı, burnu, yüzü, gözü var, insan bedenlerimiz var. Allah bizleri bedenen insan olarak yaratmış. Ancak İnsanın “ben insanım” diyebilmesi için de “iyilik, ahlaken iyi olma” şartını koşmuştur ki insan ancak bu şekilde insan olabilir.

Rabbim şöyle buyurmaktadır: “Gerçek şu ki biz insanı en güzel şekilde yaratırız,ve sonra onu aşağıların en aşağısına indiririz,iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar hariç: onlar için kesintisiz bir ödül vardır!” (Kur’an-ı Kerim; Tin Sûresi 4, 5 ve 6. Ayetler) Yaratılış itibariyle en güzel şekilde yaratılan insan, dünyaya geldikten sonra aşağıların en aşağısına indirilmiştir. Ve bu noktada insan, annesinden doğduğu gibi kalmak zorunda değildir. Bu insanın bir görevi vardır artık: En güzel şekilde yaratılan insan olmak! Peki nasıl? İnsan, yaratılışının en güzel haline nasıl kavuşur? Cevap gayet açık bir şekilde ortada durmaktadır: İman edip doğru ve yararlı işler yapmakla ancak yaratılışın en üst seviyesine ulaşabilir insan. “Onlar için kesintisiz bir ödül vardır!” Ödülün sadece ahirette olduğunu düşünmemek gerekir. O ödül aynı zamanda bu dünyadadır. İnsan gibi yaşamak, özgürce yaşamak, fıtrata uygun yaşamak, kendini ilah zannederek insanları kendisine itaate zorlayan tüm baskıcı güçleri Allah’a sığınıp reddederek gerçek manada özgür bir insan olmak bu dünyadaki ödüllerdir ve Allah, iman edip doğru ve yararlı işle yapanları ahirette de ödüllendirerek ödülün kesintisiz olmasını sağlayacaktır. Daha dünyada iken başlayan ödüllendirme ahirette de devam edecek ve böylece kesintisiz bir ödüllendirme olacaktır.

Durumu tersinden okursak, aşağıların aşağısında kalıp kötü ve zararlı işler yaparak kesintisiz bir cezaya çarptırılmayı da tercih edebiliriz. Ancak bu ceza da sadece ahirette verilecek bir ceza olmayacaktır. Doğal olarak: Bu dünyada kötü şartlar altında ve mutsuz bir şekilde sürdürülen kötü bir yaşam ve ahirette de acıklı bir azap şeklinde devam edecek olan kesintisiz bir ceza!

Şunu açık bir şekilde ifade etmek isterim ki bu dünyada yaptığımız tercihler (ister en güzel insan olma yönünde olsun, isterse aşağıların en aşağısı olma yolunda olsun) bizim, dünya ve ahirette yaşayacağımız hayatın kalitesini belirleyecektir. “Ben ahirete inanmıyorum ki! Neden iman edip doğru ve yararlı işler yapayım?” deme hakkına elbette ki sahibiz. Ancak ahirete inanmayan bir insan için de bu dünyanın varlığı, şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin değil mi? En azından, dünyada daha kaliteli bir yaşam sürmek için de olsa iman etmek ve doğru ve yararlı işler yapmak gerekmez mi? Elbette ki! Sadece dünya hayatı için bile olsa doğru ve yararlı işler yapmaya değer! 

İyilik varken kötülüğü, hayır varken şerri, barış varken savaşı, dostluk varken düşmanlığı, sevgi varken kin ve nefreti tercih etmenin ne mantığı olabilir ki? Bana göre bir tek mantığı olabilir; bazı maddi geçici (sonsuz bir hayata inandığımdan benim için geçici, ancak sadece dünya hayatına inananlar için kalıcı) menfaatler elde etmek! Ancak bu şekilde elde edilen menfaatler bütün toplumun ve insanlığın elde ettiği ve faydalanacağı menfaatler değildir. Bu şekilde elde edilen menfaatler ancak toplumun ve insanların veya insanlığın önde gelenlerinin faydalanabileceği menfaatlerdir. Örneğin savaş ancak bir topluma tüm isteklerini kabul ettirmek ve toplumu kendisine baş eğdirmek isteyen liderler için bir menfaat sağlar veya daha fazla para kazanmak isteyen silah tüccarları için bir menfaat sağlar. Kötülük, şerr, savaş, düşmanlık, kin, nefret, öfke vs. vs. topluma, insanlığa hiçbir şey kazandırmaz. Kin, nefret, düşmanlık ve savaş politikalarıyla ileri gelenler zenginliklerine zenginlik, güçlerine güç katarken acaba toplumun geri kalanı ne kazanmaktadır? Toplumun geri kalanının ne kazandığı aslında ortadadır: fakirlik, gözyaşı ve ölüm! Savaş, nefret ve düşmanlık bizlere hem bu dünyada ve hem de ahirette kaybettirecektir. Kazanmak varken neden kaybetmeyi tercih edelim?

İnsanlığa, insanca yaşama imkânı sunacak olan iyilik, hayır, barış, dostluk ve sevgidir. Huzur ve refah içerisinde bir yaşam ancak dostluk ve barış ortamının sağlanmasıyla mümkündür. Özgür bir yaşam ancak karşılıklı anlayış ve sevgi ortamının sağlanmasıyla mümkündür. Bundan dolayıdır ki topluma kazandıracak olan ve toplumun tercih etmesi gereken değerler de iyilik, hayır, barış, dostluk ve sevgidir. 

İnsanlar arasına kin ve nefret ve düşmanlık tohumları ekenlerin zenginlik, bolluk ve refah içerinde yaşadıkları açıktır. Buna karşılık insanların geri kalanlarının yaşadığı hayat da ortadır: fakirlik içerisinde ve her an ölümle burun buruna bir hayat… Tabi buna hayat denirse, tabi buna yaşamak denirse…

 Ey halk toplulukları! İleri gelenlerin savaşı düşmanlığı tercih etmelerinin mantıklı sebepleri var, onlar kendilerince haklılar. Fakat sizin savaşı ve düşmanlığı tercih etmeniz için hiçbir mantıklı gerekçeniz yoktur. Savaş naraları atanlar zenginliklerinin tadını çıkarırken savaşlarda ölenler sizler olacaksınız; yahut başka ülkelere göç ederek zor şartlar altında yaşamaya, aşağılanmaya, hor ve hakir görülmeye mahkum olanlar sizler olacaksınız. Bu yüzdendir ki yapmanız gereken en mantıklı şey savaş naraları atanları dinlememek ve her zaman barıştan yana olmaktır. 

Ey ileri gelenler, liderler! İnsanları birbirlerine düşman haline getireceğinize hak, adalet, dostluk, sevgi ve barışı esas alarak birleştirin. İnsanları yanlış yönlendirmeyi bırakın. İnsanları aldatmayı bırakın. İnsanlara yük olmayı bırakın. Bırakın insanlar yaşasınlar! Bırakın insanlık yaşasın!

Bu yazı toplam 709 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Agridahaber.com - Ağrı Haberleri | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.