Ağrı'da 2015-2016 Eğitim Öğretimi Yılı Başladı
Ağrı'da yaz tatilinin ardından yeni eğitim-öğretim yılı için ilk ders zili çaldı. Sabah erken saatlerden itibaren velileri ile okullarının yolunu tutan öğrenciler, 3 ay süren yaz tatilinde ayrı kaldıkları arkadaşları ve öğretmenleriyle hasret gidermenin m
Okullarda ilk ders zili çaldı.
Ağrı'da 2015-2016 eğitim-öğretim yılı törenlerle başladı.
Eğitim-Bir Sen Ağrı Şube Başkanı Gümüşer: 'Yaklaşık 13-14 yıllık bir süre içerisinde bu ülkenin insanları artık 'bu benim ülkem, bu benim devletim' diyebiliyor. Bu kaynaşma ve dayanışmayı sağlayan, 'devletin milleti' değil, 'milletin devleti' algısının gün yüzüne çıktığı bir süreçte, insanlar artık bir arayış içerisine girme ihtiyacı hissetmiyor'
Ağrı'da 2015-2016 eğitim-öğretim yılı törenlerle başlarken, terör örgütü PKK ile bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının 'eğitimin boykot edilmesi' çağrısı ilgi görmedi.
Ağrı'da yaz tatilinin ardından yeni eğitim-öğretim yılı için ilk ders zili çaldı. Sabah erken saatlerden itibaren velileri ile okullarının yolunu tutan öğrenciler, 3 ay süren yaz tatilinde ayrı kaldıkları arkadaşları ve öğretmenleriyle hasret gidermenin mutluluğunu yaşadı.
Eğitim-Bir Sen Ağrı Şube Başkanı Süleyman Gümüşer, 2015-2016 eğitim-öğretim yılı içinde 17 milyon öğrenci ile 900 bine yakın öğretmenin, bir anlamda kendi geleceklerini şekillendirecekleri bir sürece başladıklarını belirtti.
Yeni eğitim-öğretim yılının hem öğrenciler hem de öğretmenler için ağustos ayında yapılan toplu sözleşme ile beraber müjdeli bir başlangıç olduğunu kaydeden Gümüşer, öğrencilerin dershanelerden bağımsız, kendi okullarında öğretmenleriyle birlikte geleceklerini hazırlayacaklarını ifade etti.
Ülkenin birliğinin, dirliğinin temel harcı olan değerlerle buluşmayı sağlayacak müfredatın yavaş yavaş hayata geçtiği bir süreç içinde bulunulduğunu dile getiren Gümüşer şunları söyledi:
'Eminim ki bu süreçte çocuklarımız hem çocukluklarını yaşayacaklar hem de fıtratlarının kendilerinde saklı tuttuğu o güzelliği ortaya çıkaracak bir ortamı, iklimi yakalayacaklardır. Yaklaşık 13-14 yıllık bir süre içerisinde bu ülkenin insanları artık 'bu benim ülkem, bu benim devletim' diyebiliyor. Bu kaynaşma ve dayanışmayı sağlayan 'devletin milleti' değil, 'milletin devleti' algısının gün yüzüne çıktığı bir süreçte, insanlar artık bir arayış içerisine girme ihtiyacı hissetmiyor.
Ülke insanı boykutmuş, grevmiş artık bunlara bakmıyor. Ülkenin hele bölge açısından baktığımızda en ciddi problemi cehalettir. Bu cehalete 'dur' dememiz için, çocuklarımızın eline kalemi ve kollarına çantalarını takıp okula göndermemiz gerekiyor. Artık milletin devleti var. Yani bu ülkede yaşayan ne kadar insan varsa, bu devlet o insanların devletidir. Milletini kucaklayan böyle bir devlete insanlar sırtlarını dönmüyor, sahipleniyorlar.'