Eğitim-Bir-Senli kadınlardan yemekli toplantı: Hz.Aişe modelimiz olmalı
Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Eğitim-Bir-Sen Ağrı Şubesi Kadın Kolları tarafından kadın üyelere yönelik yemekli bir program yapıldı. Özel bir restaurantta yapılan programda sendikal mücadele ve kadınlara yönelik slayt gösterildi. Açılış konuşmasını Eğitim-Bir-Sen Ağrı Şubesi kadın kolları başkanı Özlem Çeçen yaptı. Programa katılanlara teşekkür ederek konuşmasına başlayan Çeçen, kadınların her alanda olduğu gibi sendikacılıkta da söz sahibi olmaya başladıklarını belirtti. Eğitim-Bir-Sen olarak çalışanlar başta olmak üzere herkesin hak ve özgürlükleri konusunda mücadele verdiklerini ve bir çok kazanım elde ettiklerini vurgulayan Özlem Çeçen, '2013 yılında da kadına karşı ayrımcılık olarak adlandırdığımız kamuda başörtüsü yasağını kaldırmak için çalışma yapıyoruz. Bu amaçla 'özgürlük için 10 milyon imza kampanyasını başlattık. Desteğinizle 12 milyon 300 bin imza toplandı ve bu imzaları başbakanlığa teslim ediyoruz. Umuyoruz ki hükümet de bir an önce bu taleplerin gereğini yaparak ülkemizi bu ayıptan kurtarır. Kadınların yaradılıştan gelen bütün haklarına kavuştuğu kadın günlerinde buluşmak dileğiyle, sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum'
Günün anlam ve önemine dair konuşmayı ise Eğitim-Bir-Sen Ağrı Şubesi kadın kolları üyesi Leyla DAŞTAN yaptı. Renklerin dilinden hayatın simgelerine değinerek konuşmasına başlayan Daştan, sosyal hayatta geçiş renklerinin de olabileceğini siyah beyaz gibi keskin renklerin arasında gri rengin de olduğunu unutmamak gerektiğini dile getiren Daştan sözlerine şöyle devam etti: ' İnsanlık tarihi boyunca, belli fikirlerin, belli bakış açılarının, belli renk ve şekillerle ifade edilmesi söz konusu olmuştur. Kominizim yahut sosyalizmin kırmızı renk ile simgelenmesi kapitalizmin sermayeyi bile yeşil ve kırmızı sermaye diye adlandırma çabası buna örnektir. İnançlarda da durum farklı değildir Yahudilik altı köşeli yıldızı, Hıristiyanlık haçı, İslamiyet ise hilali kendine sembol edinmiştir. Ancak Yahudilik yada Hıristiyanlığın keskin köşe ve kenarlarıyla insanlığı pek çok kez incitmiş bu sembollerinin aksine yumuşak kavisleri ile tüm insanlığı kucaklamaya hazır hilal sembolünün İslamiyet'e atfedilmesi sizce de anlamlı değil midir?
Gerek dindarlık gerekse modernlik adına pek çok kez biz kadınlar bu ülkede hırpalandık ve yok sayıldık. Sorunun çözüm koltuğunda oturan çoğu erkek yahut tek bakış açılı kadınlar ise bizi anlamaktan o kadar uzaktılar ki…Dindar kesimin bir kısmı dindar kadın evinde oturmalı, çocuklarını yetiştirmeli, okur yahut çalışırsa dinden uzaklaşır mantığıyla bizi eve mahkum ederken, modern kesim ise;' baş açıklık modernliğin gereğidir, başörtülü okumak yahut çalışmak söz konusu olamaz' mantığıyla bize okuma ve çalışma yolunu kapatmaktaydı. Ne hayret vericidir ki, hiçbir konuda anlaşamayan bu iki grup bir konuda hemfikirdi; biz misal kadınlar okumamalı evde oturmalıydı. Dönem dönem biz kadınlar bu bakış açılarının kurbanı edildik. Oysa peygamberin hayatı bize en güzel örnek değil miydi? Peygamberimizin eşi Hz. Ayşe hem örtülü olup Müslümanlara öğretmenlik ve annelik yapmakta, seferlerde ok attığı gibi hastabakıcılık da yapmakta, peygamberimizle fikri tartışmalara girmekte aynı zamanda evinin işlerini de yürütmekteydi. Biz neden yapamazdık. Bıraksanız biz de, ben de kalemimle cehalete savaş açar cümlelerimle ok atar, makalelerimle bilime katkı sunar,diğer başı açık ya da başörtülü kardeşlerimle altın gününe pasta börek yapar,dans eder, halay çeker, çocuklarıma anne olur başını okşar ,terzi olur söküğünü diker , doktor olur ateşini düşürebilirim. Yine izin verilse müdür olur okul yönetir, belediye başkanı, bakan hatta başbakan olur ülke yönetebilirim,tüm bunların yanı sıra akşam evime geldiğimde lavabo ve çamaşır yıkar, eşimle mecburi maç sohbetleri yapar, en nihayetinde tüm bunların hesabını vermek ve şükrünü eda etmek adına da seccademe baş koyabilirim. Bunları yapacak güç Allahın izniyle bende, bizde var, müsterih olun.
.Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın lüksümüz yok artık, bugün göz yumduğunuz yahut görmezden geldiğiniz bir haksızlığın, yarın sizin kapınızı çalmayacağına dair garantiniz yok .Bu nedenle Volter'in de dediği gibi; 'Sizin fikirlerinize kesinlikle katılmıyorum ancak fikirlerinizi özgürce söyleme hakkınızı ölene dek savunacağım.'
Dostlar, özgürlük hiçbir iktidarın insafına bırakılacak kadar ucuz değildir ve mutlak surette her iktidarın uymak mecburiyetinde olduğu yasalarla güvence altına alınmalıdır.Yeni anayasa çalışmalarında,sendika olarak yürüttüğümüz faaliyetlerde, özelde kadın hakları genelde ise tüm hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması noktasında, siz bayanları daha çok yanımızda görmek isteriz. Zaman oturup bahşedileni kabullenme ve verilenle yetinme dönemi değildir.Bu noktada umut verici çalışmalar da yok değil, başörtüsüne özgürlük için başlatılan imza kampanyamıza imzalarıyla destek veren başı açık gönlü yüce dostlarımızın varlığı bize motivasyonların en büyüğünü vermiştir.' Dedi.
Konuşmaların ardından salonda bulunanlara küçük hediyelerin verildiği çekiliş gerçekleşti. Ağrı Belediye Başkanı Hasan Arslan'ın eşi Nurgül Arslan , İl Milii Eğitim Şube Müdürleri Neriman Karakoç, Nurcan Çelik ve Özlem Çeçen ile çok sayıda bayan konuk ve Eğitim-Bir-Sen üyesinin katıldığı program sonunda yapılan yemek ikramıyla gece sona erdi.
Kaya KARAKOÇ
Eğitim-Bir-Sen Ağrı Şubesi
Basın İletişimden Sorumlu Şube Başkan Yardımcısı