Mazlumder Ağrı Şubesi Zulmü Kınadı..

 

 

Geçtiğimiz yıl Tunus'ta başlayan ve daha sonra birçok İslam ülkesini etkileyen gelişmeler, yaklaşık bir yıldan bu tarafa Suriye'de de devam etmektedir.

 

Mazlum halkların bu hak arama mücadeleleri, yıllardan beri yönetimlerde bulunan diktatörler tarafından çoğu zaman kanla bastırılmaya çalışılmıştır. En son Suriye, Humus'ta yönetime bağlı güçler tarafından yapılan katliam sonucu, yüzlerce kardeşimizin öldürüldüğü ve yine yüzlercesinin de yaralandığına dair haberlerin duyulması hepimizi derinden etkilemiş ve yaralamıştır.

 

Ağır silahların kullanılması, hem de Müslümanların af ve mağfiret dilemek için camileri doldurduğu Mevlid Kandili'nde, bu katliamların yapılmış olması, insanlığın iflas ettiği noktadır. İçinde bulunduğumuz günlerin, Hafız Esad'ın Şubat 1982'de Hama'da yine tanklarla, toplarla 50.000 insanı katletmesinin yıldönümü olması, bir kere daha tarihin acı bir şekilde tekerrür ettiğini göstermiştir. Babası Hafız Esad'ın yaptıklarına rağmen, işbaşına geldiğinde, kendisinden hak ve özgürlükler noktasında adımlar atması beklenen Beşar Esad'ın, bu taleplere kulak tıkayarak ve zamanında gerekli adımları atmamış olması, olayların bu boyuta taşınmasında önemli bir etken olmuştur.
 

Beşar Esad'ın kendisine yapılan bütün uyarılara rağmen, ısrar ve inatla, bu taleplere silahla karşılık vermesi akıl tutulmasından başka bir şey değildir.

 

HAMA KATLİAMININ 30.YILINDA ADALET ARAYIŞI DEVAM EDİYOR!

Bugün, 1982 yılında Hama'da gerçekleşen katliamın 30.yılı. Bundan tam 30 yıl evvel Suriye Devlet Başkanı Hafız Esed'ın emri ile uçaklar ve tanklar eşliğinde binlerce asker Hama şehrine girerek, özel birliklerin başı kardeş Rıfat Esed komutasında 22 gün boyunca şehirde katliam yaptı.

30 bin civarında insan öldürüldü, on binlerce insan tutuklandı. Camiler, kiliseler, okullar, evler, hastaneler ve işyerleri enkaz oldu.

Dünya medyası birkaç ay sonra bölgeye girdiğinde kimse yaşananlara inanamadı, vahşet anlatılırı gibi değildi.

Olaylardan sonra ülkeyi terk etmek durumunda kalan Suriyelilerin sayısı bugün itibarıyla 2 milyona yaklaştı. Tutukluların nerede olduğu, kayıpların cesetlerinin nerede gömülü olduğu hala araştırılmıyor. Oysa mağdur yakınları toplu mezarların yerleri hakkında açıklama yapmalarına rağmen uluslararası camiada bir duyarlılık oluşmadı.

Müslüman Kardeşler örgütüne üye olmanın cezası halen idam.


Dün baba Esed ve kardeşi Rıfat Esed neler yaptılar ise bu gün oğlu Beşşar Esad ve kardeşi Mahir, Hama'da, Humus'da Lazikiye'de Deraa'da, İdlib'de, Şam'da ve Suriye'nin değişik yerlerinde aynı katliamları tekrarlıyorlar.

Hama katliamının üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen değişen hiçbir şey olmadı. Sayılar değişti ama ne katliamlar ne de adalet arayışlarında bir değişme yok.
Halepçe ve Srebranitsa soykırımı sorumlularının cezalandırılması için yürütülen hukuki süreçler Hama için maalesef gerçekleşmedi.

Bu gün Hama katliamının baş sorumlusu Rıfat Esed Fransa'da hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam ediyor.

Suriye devletini, Dünya kamuoyunu ve Uluslararası mekanizmaları 30 yıl önce Hama'da başlayan ve aralıksız devam eden katliamları durdurmaya ve adaletin gerçekleşmesi için gerekli adımları atmaya davet ediyoruz. Suçlular yargılanmalıdır. Kayıp mezarları ortaya çıkarılmalıdır. Mağdur yakınlarına tazminat ödenmelidir. Diasporada yaşayan Suriyelilerin geri dönüşlerini mümkün kılacak siyasi ve hukuki koşullar sağlanmalıdır. Fransa'yı da, kendi topraklarında bir savaş suçlusunu daha fazla barındırmaya devam etmesi halinde, katliamın suç ortağı ilan edeceğimizi bildiririz.

 

Suriye'nin İdlib kentine giderek yaşananları görüntülemek isteyen gazeteci Adem Özköse ve kameraman Hamit Coşkun'dan 8 gündür haber alınamaması Suriye'de yaşanan kanlı terörü örtbas etmeye çalışmasının açık bir belirtisidir….

 

                                                                                                    

AĞRI MAZLUMDER…

kaynak.www.agridahaber.com

Bakmadan Geçme