Miraç Kandili ile ilgili hadisler! Miraç Kandili ile ilgili Ayetler
Miraç Kandili ile ilgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'in söylediği hadis-i şerifler ve Kur'an'da bahsedilen ayetlere haber detayından ulaşabilirsiniz.
Miraç, Arapça 'yükselmek' anlamına gelmektedir. Miraç Kandili ise, Peygamber Efendimiz'in Miraç Hadisesi olarak bilinen, Mekke'den Kudüs'e, Kudüs'ten Allah'ın huzuruna yaptığı seyehatin hatırlanması ve bu sebeple akşam boyunca ibadet ve dua edilmesidir.
Bu mübarek ve önemli gece ile ilgili İslam kaynaklarında, Hadislerde ve Kur'an-ı Kerim'de önemli sözler sarf edilmiştir. Miraç Gecesi'nin önemi ve anlamının bilinmesi açısından pek çok kişi Miraç Kandili ile ilgili Hadisler ve Miraç Kandili Ayetleri'ni merak ediyor.
Miraç Kandili ile ilgili ayetler
İsr Sûresi
'Kulunu (Muhammed -aleyhissaltü vesselm-'ı) bir gece, Mescid-i Harm'dan kendisine bzı yetlerimizi göstermek için, etrfını mübrek kıldığımız Mescid-i Aks'ya götüren Allh, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, hakkıyla görendir.'(el-İsr, 1)
Necm Sûresi
'İnmekte olan yıldıza[1] and olsun.' (en-Necm, 1)
'Shibiniz (Muhammed Mustaf) sapmadı ve btıla inanmadı. O, arzûsuna göre de konuşmamaktadır. O'nun konuşması vahiyden başka bir şey değildir. Çünkü (bildirdiklerini)O'na güçlü, kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (olan Cebrîl, Rabbinin emri üzere) öğretti. Sonra en yüksek ufukta (Sidretü'l-Münteh'da) iken asıl şekliyle istiv etti (doğruldu).' (en-Necm, 2-7)
'Sonra yaklaştı ve tedellî etti.' (en-Necm, 8)
'(Muhammed Mustaf ile Rabbinin) araları, iki yay arası kadar, ya da daha yakın oldu.' (en-Necm, 9)
'Allh o anda kuluna vahyini bildirdi.' (en-Necm, 10)
'(Muhammed Mustaf'nın) gözleriyle gördüğünü kalbi yalanlamadı. (Ey inkrcılar!) O'nun gördükleri hakkında şimdi kendisiyle tartışacak mısınız?' (en-Necm, 11-12)
'And olsun ki (Muhammed Mustaf), onu (Cebrîl'i) Sidretü'l-Münteh'da bir def daha gördü.'(en-Necm, 13-14)
'Orada Me'v cenneti vardır. O Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.' (en-Necm, 15-16)
'(Muhammed Mustaf'nın) gözü, oradan ne kaydı, ne de sınırı aştı. And olsun O, Rabbinin en büyük yetlerinden bir kısmını (da) gördü.' (en-Necm, 17-18)
Miraç Kandili ile ilgili hadisler
Şerh-i Sadr (Kalbinin Temizlenmesi)
Rasûlullh -sallllhu aleyhi ve sellem- mirca çıkmadan sadrının temizlenmesini şöyle anlatır:
'Ben Kbe'nin Hatîm kısmında yatıyordum. Uyku ile uyanıklık arasında bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü) yardı. (Bu sözünü söylerken boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı gösteriyordu.) Kalbimi çıkardı. Sonra bana, içerisi îman ve hikmetle dolu, altından bir kab getirildi. Kalbim (çıkarılıp su ve Zemzem ile) yıkandı. Sonra içerisi îman ve hikmetle doldurulup tekrar yerine kondu…' (Buhrî, Bed'ü'l-Halk 6, Enbiy 22, 43; Müslim, Îman 264)
Efendimizin Sütü Tercihi
Ebû Hüreyre -radıyallhu anh-'tan rivyet edildiğine göre, İsr gecesi Rasûl-i Ekrem -sallllhu aleyhi ve sellem-'e, birinde şarap diğerinde süt bulunan iki kse getirildi. Hazret-i Peygamber -sallllhu aleyhi ve sellem- şöyle bir baktıktan sonra süt ksesini tercîh etti. Bunun üzerine Cebrîl:
'−Seni, insanın yaratılış gyesine uygun olana yönlendiren Allh'a hamd olsun. Şyet içki dolu bardağı alsaydın, ümmetin sapıklığa düşerdi.' dedi. (Müslim, Îman, 272; Eşribe, 92)[2]
Mîrca Çıkış Hdisesi
'−Ben Kbe'nin Hatîm kısmında uyku ile uyanıklık arasında idim… Yanıma merkepten büyük, katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak'tı. Ön ayağını gözünün gördüğü en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibrîl -aleyhisselm- beni götürdü. Düny semsına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi.
«−Gelen kim?» denildi.
«−Cibrîl!» dedi.
«−Berberindeki kim?» denildi.
«−Muhammed -aleyhissaltü vesselm-» dedi.
«−Ona Mîrc dveti gönderildi mi?» denildi.
«−Evet!» dedi.
«−Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!» denildi ve kapı açıldı.
Kapıdan geçince, orada Hazret-i dem -aleyhisselm-'ı gördüm.
«−Bu babanız dem'dir! O'na selm ver!» denildi.
Ben de selm verdim. Selmıma mukbele etti. Sonra bana:
«−Slih evlt hoş geldin, slih peygamber hoş geldin!' dedi.
Sonra Hazret-i Cebrîl beni yükseltti ve ikinci semya geldik. Burada Hazret-i Yahy ve Hazret-i Îs -aleyhimesselm- ile karşılaştım. Onlar teyzeoğullarıydı.
Sonra Cebrîl beni üçüncü semya çıkardı ve orada Hazret-i Yûsuf -aleyhisselm- ile karşılaştık. Dördüncü kat semda Hazret-i İdrîs -aleyhisselm- ile, beşinci kat semda Hrûn -aleyhisselm- ile, altıncı kat semda ise Hazret-i Mûs -aleyhisselm- ile karşılaştık.
«−Slih kardeş hoş geldin, slih peygamber hoş geldin!» dedi.
Ben onu geçince, ağladı. O'na:
«–Niye ağlıyorsun?» denildi.
«−Çünkü, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu, O'nun ümmetinden cennete girecek olanlar, benim ümmetimden cennete girecek olanlardan daha çok!» dedi.[3]
Sonra Cebrîl beni yedinci semya çıkardı ve İbrhîm -aleyhisselm- ile karşılaştık.
Cebrîl -aleyhisselm-:
«−Bu, baban İbrhîm'dir; ona selm ver!» dedi.
Ben selm verdim; O da selmıma mukbele etti. Sonra:
«−Slih oğlum hoş geldin, slih peygamber hoş geldin!» dedi.
Daha sonra bana:
«−Y Muhammed! Ümmetine benden selm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları 'Sübhnallhi ve'l-hamdü lillhi ve l ilhe illllhu vallhu ekber!' demekten ibrettir.» dedi.
Sonra Sidretü'l-Münteh'ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen'in) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi.
Cebrîl -aleyhisselm- bana:
«−İşte bu, Sidretü'l-Münteh'dır!» dedi.'
Burada dört nehir vardı: İkisi btınî nehir, ikisi zhirî nehir.
«–Bunlar nedir, ey Cibrîl?» diye sordum.
Cebrîl -aleyhisselm-:
«–Şu iki btınî nehir, cennetin iki nehridir. Zhirî olanların biri Nil, diğeri de Fırat'tır!»[4] dedi…'(Buhrî, Bed'ü'l-Halk, 6; Enbiy, 22, 43; Menkıbu'l-Ensr, 42; Müslim, Îman, 264; Tirmizî, Tefsîr 94, Deavt 58; Nesî, Salt, 1; Ahmed, V, 418)
Sidretü'l-Münteh'da Cebrîl -aleyhisselm-:
'–Ey Allh'ın Rasûlü! Buradan öteye yalnız gideceksin!' dedi.
Rasûlullh -sallllhu aleyhi ve sellem-:
'–Niçin ey Cibrîl?' diye sordu.
O da cevben:
'–Cenb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum!..' dedi. (Rzî, XXVIII, 251)
Sidre-i Münteh
Fahr-i Kint -aleyhi ekmelü't-tahiyyt- Efendimiz'e soruldu:
'–Y Rasûlallh! Sidre'yi kaplayan ne gördün?'
Buyurdular ki:
'–Altundan pervnelerin onu bürüdüğünü ve her yaprağında bir meleğin oturup Allh'ı tesbîh ettiğini gördüm.' (Taberî, XXVII, 75; Müslim, Îman, 279)
Peygamberimizin Allah Tela'yı görmesi
İbn-i Abbs -radıyallhu anh-'tan gelen rivyete göre Rasûl-i Ekrem -sallllhu aleyhi ve sellem-:
'Ben, yüce Rabbimi gördüm!' buyurmuştur. (Ahmed, I, 285; Heysemî, I, 78)
Bir başka rivyette Peygamber Efendimiz 'Rabbini gördün mü?' sorusuna cevben:
'Bir nûr gördüm!' buyurmuşlardır. (Müslim, Îman, 292)
Yetim Malı Yiyenler
Allh Rasûlü -sallllhu aleyhi ve sellem-, Mîrc'da bir topluluğa uğradılar ve gördüler ki, onların dudakları deve dudağı gibidir. Birtakım vazîfeli memurlar da onların dudaklarını kesip ağızlarına taş koyuyor.
'–Ey Cibrîl! Bunlar kimlerdir?' diye sordu.
Cebrîl -aleyhisselm-:
'–Bunlar, yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenlerdir!' dedi. (Taberî, XV, 18-19)
Gıybet Edenler
Rasûlullh -sallllhu aleyhi ve sellem-, başka bir topluluğa rastladı. Onlar da bakırdan tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı:
'–Ey Cebrîl! Bunlar kimlerdir?' diye sordu.
Cebrîl -aleyhisselm-:
'–Bunlar, (gıybet etmek sûretiyle) insanların etlerini yiyenler ve onların şeref ve nmuslarıyla oynayanlardır.' cevbını verdi. (Ebû Dvûd, Edeb, 35/4878)
Zin Edenler
Hazret-i Peygamber -sallllhu aleyhi ve sellem- Efendimiz orada; zinkrları, leş yiyen bedbahtlar olarak; fiz yiyenleri, karınları iyice şişmiş ve şeytan çarpmış rezil bir vaziyette; zin edip çocuklarını öldüren kadınları da, bir kısmını göğüslerinden, bir kısmını baş aşağı asılı hüsrna dûçr olmuş bir hlde gördü. (Bkz. Taberî, XV, 18-19)
Borç Sadakadan Üstündür
Rasûlullh -sallllhu aleyhi ve sellem- yine Mîrc'da yaşadığı müşhedelerle alkalı bir hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır:
'Mîrc Gecesi'nde cennetin kapısı üzerinde şu ibrenin yazılı olduğunu gördüm:
«Sadaka on misliyle, borç vermek ise on sekiz misliyle mükftlandırılacaktır.»
Ben:
«−Ey Cibrîl! Borç verilen şey niçin sadakadan daha üstün oluyor?» diye sordum.
«−Çünkü, sil (çoğu kere) yanında para olduğu hlde sadaka ister. Borç isteyen ise, ihtiycı sebebiyle talepte bulunur.» cevbını verdi.' (İbn-i Mce, Sadakt, 19)
Cennete Girenlerin Ekserîsi
Varlık Nûru -aleyhissaltü vesselm- diğer bir hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır:
'(Mîrc esnsında) cennetin kapısında durup içeri baktım. Oraya girenler ekseriy fakirler idi. Zenginler de (hesap vermek için) mahpus idiler. Bunlardan cehennemlik olanların ise ateşe atılmaları emredilmişti. Cehennemin kapısında da durdum. Oraya girenlerin ekserisi kadınlardı.' (Buhrî, Rikk, 51; Müslim, Zühd, 93)
Abdurrahmn bin Avf -radıyallhu anh-'ın Cennetle Müjdelenmesi
Hadîs-i şerîfte buyrulur:
'O gece (Mîrc Gecesi'nde) Abdurrahmn bin Avf'ı gördüm. Cennete, oturduğu yerde emekleyerek giriyordu. Ona dedim ki:
«–Niçin bu kadar ağır geliyorsun?»
Dedi ki:
«–Y Rasûlallh! Malımın hesbı dolayısıyla, çocukları bile ihtiyarlatacak kadar ağır sıkıntılar geçirdim. Öyle ki, bir daha sizi göremeyeceğimi zannettim…»' (Muhammed Prs, Faslu'l-Hıtb, s. 403)
Kaderi Yazan Kalem
Hadîs-i şerîflerinde buyurur:
'(O gece) göğe yükseltildim. Öyle bir makma çıktım ki, orada kalemlerin gıcırtılarını duyuyordum.'(Buhrî, Salt, 1)
Hz. Ebu Bekir Efendimiz'in Tasdîki
Varlık Nûru, Kintın Sürûru Efendimiz, İsr ve Mîrc hdisesini Kureyş müşriklerine haber vereceği zaman:
'–Ey Cebrîl, kavmim beni tasdîk etmez!' dedi.
Cebrîl -aleyhisselm-:
'–Ebû Bekir Sen'i tasdîk eder. O sıddîktır.' dedi. (İbn-i Sa'd, I, 215)
Kaynak: RisaleHaber