Yılbaşı Kutlamak Haramdır

Yılbaşı Kutlamak Harammı, Yılbaşı ve Noel Kutlamanın Ayet ve Hadislerle Günahı, Yılbaşı Kutlamalarının İslamda ki yeri ?. İslam alimleri Şiarı küfür olan yani kafir milletlerin alameti olan hususlarda onlara benzeyen Müslümanın büyük günah işlemiş olduğun

Prof. Dr. Yusuf el-Karadvî

'Yılbaşı Kutlamak Haramdır'


İslam ülkelerindeki yılbaşı kutlaması hazırlıklarını şiddetle eleştiren Prof. Dr. Yusuf el-Karadvî 'yılbaşını kutlamak haramdır. Bu kutlamalar İslam ümmetinin şahsiyetinin erimesi anlamına gelmektedir' dedi. El-Karadvî Müslümanların kendi dinî bayramlarıyla ve değerleriyle temeyyüz etmesi gerektiğini söyledi.


Bazı İslam ülkelerinin başkentleri ve büyük şehirlerin caddelerinde görülen birkaç metre yükseklikteki noel ağaçlarına da değinen el-Karadvî bu ağaçları satanlara şöyle seslendi: 'Onlar sizin inançlarınıza saldırırken, sembollerinizin görünürlüğünü engellerken, minareleri yasaklarken, nerdeyse mescid yapımına bile mani olurken siz,onların dinî değerlerini niçin öne çıkarıyorsunuz?'


'Yılbaşına özel eşyaları vitrinlerde bu denli sergilemek İslam toplumlarının şahsiyetini silikleştirmektedir' diyen el-Karadvî, İslam ülkelerinde yılbaşına has sembollerin bu kadar yaygınlaşmasını esefle karşıladığını ifade etti. Ayrıca 'Bazıları bizim kentlerimizde dinlerine ait kutlamaları bu denli yaygın ve aşikr olarak gerçekleştirirken Müslümanlar Avrupa ve Amerika'da Ramazan ve bayramları büyük şehirlerin merkez alanlarında kutlayabiliyorlar mı? Halbuki yılbaşı öncesi bizim şehirlerimizde öyle bir görüntü hkim ki kendinizi bir Hıristiyan Avrupa ülkesinde hissediyorsunuz. Kısa bir süre önce Kurban bayramını idrak ettik. Müslümanların alış veriş meknlarında yılbaşında olduğu gibi bayrama ait hatırlatıcı semboller göremedik. Ama şimdi bakıyorsunuz yılbaşı öncesinde hemen bütün dükknların vitrinlerini noel çamları doldurmuş' dedi.


Yılbaşının Hz. İsa'nın doğum günü olup olmadığı meselesine de değinen el-Karadvî şöyle dedi: 'Hıristiyanlar Hz. İsa'nın doğum tarihi konusunda ihtilaf etmiştir. Bir grup 25 Aralık'ta diğer bir grup ise 7 Ocak'ta doğduğunu ileri sürer. Hlbuki bu kabullerin ikisi de yanlıştır. Çünkü Hz. İsa (a.s) kışın doğmadı. Allah Tel Kur'n-ı Kerim'de doğum sancıları çekmekte olan Hz. Meryem'e der ki:'Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün' (Meryem 25).Kışın taze olgun hurma olur mu?' dedi.


Hz. Peygamber (s.a.v)'in doğum gününden haberi olmayan insanların Hz. İsa'nın doğum gününü kutlama konusundaki tutumlarını şaşkınlıkla izlediğini söyleyen el-Karadvî, 'Bazı İslam ülkeleri bidat gördükleri için Hz. Muhammed (s.a.v)'in doğum gününü kutlamazken Hz. İsa'nın doğum gününü kutlamaları üstelik bu günü tatil ilan etmeleri anlaşılır gibi değildir'dedi.

 

?


Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler.' (Bakara 2/109)

'Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kfir yaparlar.' (Ali İmran 3/ 100)

'Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.' (Maide 5/51)

'Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.' (Bakara 2/145)

'Her kim bir kavme benzemeye özenirse o da onlardandır' ( Sünen-i Ebi Davut C: 4, Sh: 44, Beyrut)

'Sizden öncekilerin yoluna karış karış, kulaç kulaç uyarsınız. Onlar kertenkele deliğine girse, siz de peşlerinden girersiniz', 'Ey Allah Resûlü!, Yahudi ve Hıristiyanlar mı?' dedik. O da: 'Ya kim?' diye cevap verdi' (Buhari, Müslim).

 

Hayrettin KAHRAMAN

Kimin Yılbaşı 
Resmî yılbaşı her geldiğinde gecesinin kutlanmasının veya o geceye mahsus faliyet ve eğlencelerden bir kısmına katılmanın İslm'daki yeri (hükmü) tartışılır. Din hizmetlileri ve muhfazakr müslümanlar 'bu geceye mahsus bir faliyete katılmanın ciz olmadığını' söyler, müslümanların böyle bir yılbaşı gecesi yokmuş gibi davranmalarını, normal hayatlarına devam etmelerini ister, bunu tavsiye ederler. Bir kısım modernist İslm yorumcuları ile amelsiz veya İslm'ın gerektirdiği hayat konusunda duyarsız müslümanlar ise 'dünyanın kutladığı ve eğlendiği bu geceye katılmakta ve eğlenmekte bir sakınca bulunmadığını' söylerler. 


Son zamanlarda moda oldu, bir konunun İslm'daki yeri sorulurken, araştırılırken mutlaka bir yet veya hadîs de aranıyor. Böyle bir yaklaşımın bilgi eksikliğinden kaynaklandığı kesindir. Çünkü İslmî hüküm ve değerlendirmenin kaynağı vahiy (yet ve hadîsler) olmakla beraber, bunların sınırlı olduğu, bir mesele hakkında yet ve hadîs yok ise (doğrudan, adını ve niteliklerini belirterek meseleyi hükme bağlayan bir nas yoksa) ictihada gidilir. Bu konuda uzman (lim) olanların bildiği usûle uygun olarak yapılan ictihad ile ulaşılan sonuç da (hüküm ve değerlendirme de) dîne dahildir, İslmîdir, ictihad eden limi ve bilgileri yetersiz olduğu için limden sorma durumunda olan diğer müslümanları bağlar. 


Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında yılbaşı kutlamaları bulunmadığı için, doğrudan bu konuyu hükme bağlayan bir yetin veya hadîsin bulunmaması tabîîdir. Ama bizim dünyamızda önümüze çıkan bu konunun -çeşitli ictihad yöntemleriyle- İslmdaki yerini belirleyebilmek, hükmünü (haram, mekruh, mübah olup olmadığını) ortaya koyabilmek için yararlanabileceğimiz birçok yet, hadîs, kural ve ilke vardır. 


Meselemizin hükmünü araştırmadan önce ne olduğunu açıklamak gerekir. Yılbaşı, tarih başlangıcı olarak müslümanlara ait değildir, Hristiyanlara aittir. Aslında kış gün dönümünü kutlama deti çeşitli Asya ve Avrupa putperest (pagan) topluluklarında vardı. Tarihî kayıtlara uygun olmadığı halde Hz. İsa'nın doğduğu gün kilise tarafından 25 Aralık'a çekildi, eskiden beri yapılmakta olan kutlamaların Hristiyanlığa dahil edilmesi hedeflendi. Ancak zaman içinde bu kutlamaya katılan diğer kiliseler aynı tarihte birleşmedi, farklı tarihleri benimsediler. Yılbaşında yapılan Noel Yortusuna (Hristiyanlığa mahsusu bir yine) adı karıştırılan Noel Baba (Aziz Nichola, Santa Claus) aslında; yani tarihî bir şahıs olarak bir Hristiyan azizi (ermişi, velîsi) dir. Zaman içinde bu azizin tarihi kimliği değiştirilmiş, kendisiyle ilgili birçok efsne uydurulmuş ve ilk defa 17. asırda Almanya'da Noel Yortusuna karıştırılmış, daha sonra bu uygulama Hristiyan dünyasına yayılmıştır. 


Müslümanlar tarih başlangıcı olarak hicreti kullanırlar. T.C. Devleti Hristiyanlara ait bulunan bu tarih başlangıcını resmen benimsediği için bu yılbaşı, aynı zamanda 'Türkiye'nin resmî yılbaşı'dır, millî ve dinî yılbaşı değildir. 


Bu kısa tarih bilgisinden çıkan sonuç şudur: 
a) 1. Ocak. 2002 yıl önce müslümanların veya Türklerin tarihinde, tarih başlangıcı olacak bir olay geçmemiştir. 
b) Hz. Îsa'nın doğum tarihine uygun olmamakla beraber onun doğumu bu tarihin başlangıcı olarak kabûl edilmiş; bundan öncesi ve sonrası için 'milattan (İsa'nın doğumundan) önce, sonra' denilmiştir. 
c) Hz. İsa biz müslümanlara göre aziz bir peygamberdir (aleyhisselm), ancak Hristiyanlar onu peygamberlikten çıkarmış, tanrılaştırmışlardır. 
d) Noel Baba aslında bizce de saygıya değer bir mümindir (Hz. İsa'nın tebliğ ettiği dîne inanmış ve o din içinde yetişmiş ve ermiştir), ancak dün Hristiyanların, bugün dinli dinsiz Batı'nın Noel Babası, nitelikleri bakımından bu aziz, bu velî, bu mümin değildir. Onun adının karıştırldığı yortu da bir Hristiyan ibdetidir. 


Böylece yukarıda ana hatlarıyla açıklanan yılbaşının, din olarak aslından saptırlmış Hristiyanlığa, kültür olarak da Hristiyan Batı kültürüne dayandığı, onun bir parçası olduğu ortaya çıkmıştır. 
Müslümanlar bu yılbaşını takvim başlangıcı yaparlarsa, yılbaşı gecesinde yapılan yin veya eğlencelere iştirak ederlerse ne olur? 


Yılbaşı dolayısıyla yapılan dinî yine katılan (Hristiyanlarla beraber bu toplu ibdeti yapan) müslümanlar en azından haram (büyük günah) işlemiş olurlar. Bu hükmün akla ve vahye dayalı delîllerini zikretmeye bile gerek yoktur. 
Dinî yîne katılmadan yılbaşı dolayısıyla toplantı ve eğlence yapan müslümanlar, bu eğlencelerde ayrıca hiçbir haram işlemeseler dahi, kökeni dinî (İslm'dan başka ve ona göre bugün mûteber olmayan bir dîne dayalı) olan bir faliyete katıldıkları ve başka dinden olanlara -dinle ilgili bir konuda- benzer hale geldikleri için günah işlemiş olurlar. 'Bir din ve kültür topluluğuna kendini benzetenler onlardan sayılır' melindeki hadîs bu davranışı yasaklamaktadır. 
Yılbaşı, takvim, tarih, tatil, eğlence, şenlik ve bunlarla ilgili detler bir milletin kültürüdür. Kültür din ve ideolojinin bedenlenmesi, ete kemiğe bürünmesidir. Bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir. Eğer birileri din ile kültürü birbirinden ayırmaya, aralarındaki bağı koparmaya kalkışırsa -zor olmakla beraber bunu yapabilirse- kültür ile beraber dîni de değiştirme yoluna girmiş olur. Bedenini parça parça kaybeden din gider (milletin hayatından çıkar) onun yerine yeni kültürün dîni veya dinsizliği gelir. Kültür ile din arasında böyle bir bağ bulunduğuna göre; kültürün değişmesi dîni yakından ilgilendirir. İslm'ın beş temel amacından biri dîni (müslümanların hayatında İslm'ı) korumaktır. İslm'ın korunmasını olumsuz etkileyen bir davranış, bir kültür değişimi, bir kültür taklidi haramdır, bazan bununla da kalmaz dinden çıkma sonucunu doğurur. 


Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Medine'ye göçünce, burada öteden beri iki bayramın bulunduğunu ve bu bayramlarda kutlama yapıldığını öğrendi. Bayramlar, dînin etkilenmesi bakımından önemli kültür unsurları olduğu için bunları değiştirdi ve yerlerine Ramazan ile Kurban bayramlarını tebliğ etti. Daha pek çok hadîste, başka dinlerle ilişkisi veya sembolik değeri/fonksiyonu bulunan det ve uygulamaları müslümanlara yasakladı.

 

 

Bakmadan Geçme