banner78

Gönümüz, devlet ve toplumlarına baktığımız zaman çoğu, maddi ve manevi buhran içindedir. Asrımız hastalıklı, milletler hastalıklı, fertler ruhen bulanım içindeler. Nerede ise gerçek bilgi, toplumların hayatından çıkmış görünüyor. Dünya hayatının mana cihetini bir tarafa atarak sadece nefse ve mideye hitap eden, maddi cihetine ehemmiyet veren beşeri alem, içinden çıkılmaz bir kaosa sürüklenmiştir. Hak ve adil bir paylaşım ile mücehhez olması gereken dünyamız, ne yazık ki, gasp, talan ve sömürme üzerine inşa edilmeye çalışılmaktadır. Son 250 yıldır emperyalist düzenbazlarca bu zalim ve gaddar düzeni ihya etmek için milyonlarca masum ve mazlum insan katledildi, köleleştirildi. Toplumların maddi ve manevi dinamikleri üzerinde kendilerini ifade etme hürriyetlerini elerinden aldılar. Var olma ümitlerini kırdılar. yaşama azmini yok ettiler. Ayağa kalkma iradelerini öldürdüler.

İnanç zafiyeti yaşayan batı toplumu, bu tuzağa ta başından beri esir düşmüştür. Manevi değerlerden yoksun, ahlaki değerleri çökmüş kokuşmuş bir batı toplumu oluşturuldu. Ahlaken çöken batı, madde perest düşünce ve inanışın etkisinde yeniden şekillendirildi. Materyalist ve emperyalist düzenler ortaya çıktı. Bir zamanlar din ve mezhebe dayalı savaşlar bu kez insanı köleleştiren ve sömüren materyalist ve emperyalist düzenler oluştu. Gözü dünmüş batı toplumu zaman geçtikçe bu iki cereyanın zehiri ile hastalıklı bir beyin ve açgözlü bir canavara dönüştü. Bu hastalık taunu bütün Avrupa ve Asya milletlerinin zayıflamış manevi değerlerini yerle bir ettiği gibi, tamamen maddeye bağımlı ve sömürü güdüleri baskın gelen saldırgan ve talan eden barbar bir sürüye dönüştürdü.

Son yüzyılda emperyalist düzenler batıyı esir aldıkları gibi, dünyaca yeraltı ve yerüstü zenginliklere sahip fakir Afrika ülkelerini ve Müslüman ülkelerin zenginliklerini talan etmek için içlerine fitne sokarak müdahale yollarını denediler. Nitekim Osmanlının çöküşü bu coğrafyanın talan edilmesinin yolunu açtı. Gözü dönmüş sömürü düzenbazları bir asırda Osmanlı coğrafyasını tarumar ettiler. maddi zenginliklerin talanla kalmayıp bu toplumların ahlaki değerlerini de yok ettiler. Koskoca iki kıtayı sefil hale getirdiler. Bu barbarlık ve zulüm çöken ruh halinin ta kendisiydi. İslam insanı yaşat devlet yaşasın der. Emperyalizm karşındakini yok et ki sen yaşayasın der. İslam insanın emeğine saygı duy ve yaşat der. Materyalizm insanın elindekini al kendine köle yap ki saltanatın sürsün der.

Evet, manen hasta bir milletin fertleri de hasta olur. Toplumda güven ve asayişin bozulması anarşizmi hortlatır. Anarşi, de başıboş nesilleri esir alır. Cemiyetin gövdesine kurt gibi salar, iç ve dış fitne odakların, şeytani plan ve komploların taşeronu olur. Her gün medya ve basın yayınlarından izliyor ve okuyoruz. Cemiyetlerin maddi ve manevi değerlerinden yoksun yetişen nesiller, milletine muzır olmuş ve anarşi hadiselerine bulaşarak yaşadıkları toplumun istikbalini nasıl akamete uğradıklarını seyrediyoruz. Komplolar, çeteler, dış güçlerin kışkırtıcı oyunları, uyuşturucu madde bağımlılığı, hırsızlık, yağma ve daha nice tehlikeler ve oyunlar. Kargaşa ve keşmekeşe zemin hazırlayan karanlık odaklar, gençleri kendi pis emellerine alet etmek için dimağlarını menfi fikirlerle zehirliyorlar.

Tarihinden edebi kültüründen koparılan, inanç ve ahlak değerleri dejenere edilen nesil maddi değerlere müptela olur. Servet sahiplerinin kölesi ve taşıyıcısı durumuna düşer. Yani sömürü düzenin ve köleci düzenin uşağı olur. Dünya nizamı sadece benciliği emreden menfaat ilişkisi üzerinde inşa edilirse bundan sadece güçlü ve zalim kazanır. Bu düzende mazluma hayat hakkı olmadığı gibi, hak ve adalet kavramları da yoktur. Yani:“Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir, göz ise maneviyatta kördür." Ancak bir toplumda din hayatta nur ve rehber olursa nesil de bu ahlaki çöküşten nura kavuşur. İhya-yı din, ihya-yı millettir. Hayat-ı din, nur-u hayattır.” Dünyamızı hercü merc eden, bencilik, madde perestlik duygusu ve sümürgecilik, aç gözlülük değil mi, dostlar. Kör maddeye esir olan, hak ve adaleti yok eden tefessüh etmiş kalpler, insan hukukuna saygısı olur mu? İşte bu canavarları durduracak Kuran’ın emri olan helal ve haram kültürünü ruhlarına nakşetmektir. Cennet sevgisini ve cehennem korkusunu hayata hakim kılmaktan geçer ve Resulullahın sünneti sen iyesini yetişen neslin benliğinde nakş etmektir. Ve “Zere miskal kadar hayır işleyen karşılığını, yine zerre miskal kadar şer işleyen cezasını çekecektir.”(3)(zilzal-ayet/7-8) Hükmü ezeliyi katılaşmış gönüllerde yer etmektir. Sevgi ve merhamet nuruyla o ölmüş kalpleri ihya etmekle olur. Din, cemiyettin hayatında hayat bulursa millet dirilecek hayat bulacaktır. Din milletten soyutlanırsa millet de ölmüş demektir. Millet beden ise din de o milletin ruhudur. Ruhsuz bir nesil kurgulanmış ve kumanda ile hareket eden elektronik bir robot gibidir. Zalimin eline düşerse milletleri yok eder. Dünya düzenini anarşistliğe boğar.

Formun Üstü

Hayatını kör madde üzerinde inşa eden bir millet bencil ve aç gözlüdür. Kendi geleceğini uzun vadede koruyamadığı gibi komşularının geleceğini de tehlikeye sokar. Çünkü menfaat ve çıkardan başka işi olmaz. Dünya barışını hep tehdit eder. İşte bu illetten ve büyük tehditten kurtulmanın reçetesi , Bediüzzamanın anlatımıyla: “Marîz bir asrın, hasta bir unsurun, alîl bir uzvun reçetesi; ittiba’-ı Kur’andır.” Evet marazlı ve sancılı bir asrın hasta bir vücudun, ruhen hasta nesillerin reçetesi Kur’an’a tabi olmaktır. İslam’ın emir ve yasaklarını hayatına tatbik ederse ancak o zaman kurtulur.

Cemiyetin asayiş ve güveni, güzel ahlak, maddi ve manevi doyuma ermiş, kültürlü ve sağlam karaktere sahip bireylere bağlıdır. Maddi ve manevi değerlerle mücehhez nesillerin kurduğu aile yapısında sağlıklı birey yetişir. Kur’an ve sünnet ikliminde yetiştirilen nesillerle, dünya ve ahret hayatına güvenle bakan, beşeri medeniyette örnek toplumlar oluşur. Terör estirmeyen, kan dökmeyen, yeryüzünde daima adalet ve huzurun kalıcı olmasına ön ayak olur. Haksızın daima karşısında, haklı ve mazlumun yanında saf alır. Yeryüzüne fesat ve fitne pompalayan hain ve şer odaklarına engel olur. Dolayısıyla halklara güven kaynağı olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.