banner78

Vakit akşam,
Son demi, ömrün.
Karanlık basmak üzere,
Güneş; yavaş, yavaş çekiyor
Işıklarını, yeryüzünden.
Gark oluyor akşamın ufkunda,
Gün karardı, etraf daraldı.
Renkler birer, birer soldu, soluyor.
Sarı, kırmızı, al ve ak,
Hepsi bir renge bürünmüş,
Mat ve Kara.
Gece siyah perdesini;
Balıkçı ağı gibi, attı dünya yüzüne,
Her yer zifiri artık.
Gönül penceresi gözlerden,
Işıklar çekildi, siyah perde indi.
Görmüyor, güzel yüzleri, nadide bedenleri artık.
Bütün eşya suskun ve sükût,
Ne bir sevgi tezahürü ne de neşe,
Bihaber sevgi ve sevgiler,
Aşklara çekilmiş perde.
Bir eser yok,
Sevgi dolu gülücüklerde.
Gece karanlığı yutmuş,
Bütün nefesleri ve dilleri.
Çiçek, renksiz ve anlamsız,
Bülbül susmuş, gül solgun.
Etraf çok sessiz ve hareketsiz
Gözlerden uzak,
Gönüllerden ırak kalmış ve
Karanlık içinde canlar.
Gündüzün cıvıl, cıvıl,
Aşk ve neşe dolu, mutlulukları,
Kayıvermiş, siyah perdede.
Eşya soğuk. Nazenin bedenler üşüyor.
Yüreklerin heyecanlı tik-tak, sesleri
Bastırıyor, karanlık serinliğini,
Ritim sesleri tempo tutmuş,
Mahşer mi, mahşer gibi.
Gece şaşkın içindekiler şaşkın.
Heyecanlı bir bekleyiş var herkeste.
Bütün ümitler kırılmış,
Şaşaalı hayatlar anlamsız artık.
Alaca karanlık yutmuş,
Pervasızca aşırılıkları.
Artık bir şey ifade etmiyor,
Hırslar, kaprisler,
Mevki, makam ve şöhretler.
Kıymetini yitirdi artık,
Altın hazineleri, geçici saltanatlar.
Elden çıkmış görünüyor imkânlar
Şöhretler, meslekler, meşrepler,
Konuşmuyor artık zümreler, sınıflar.
Akşamın karanlık perdesi,
Yuttu vermiş bütün değerleri.
Hayattan eser kalmadı,
Yapılan, yapılamayanlar,
Birbirine karıştı emekler, emeksizler.
Mutlu; gece ile karanlık!
Artık kurtuluş yok bu ittifaktan.
Bak hele sen:
O ulaşılmayan canları cananları,
İnce belli güzel yüzlü güzelleri,
Hayata sığmayan arlı-arsız civanları,
Hâkim hükema, hadi aşanları,
Kayda-kuta gelmeyenleri,
Nasılda yakalıyı vermiş
Kıskıvrak hürcüklerinden.
Heyhat!
Akıllar, kılavuzluk etmiyor,
Meslek ve meşrepler, çaresiz,
Hünerler akim, kuvvetler aciz,
Saltanatlar iş görmez oldu.
Diller müdafaadan çekilmiş,
Torpiller işlemiyor artık.
Nafile uğraşlar boşa çıkmış,
Bel bağlanılan o yalancı koruyucular,
Güven veren, güç iktidarların farı sönmüş,
Tüm aşinalar yabancı artık.
Eyvah!
Dünya hayatını baki sandık.
Bilmedik ki, rüya kadar boyu varmış.
Kaçındık hep gerçeklerden,
Aldandık, aldattık kendimizi.
Sırtımıza, şu geçici hayatın,
Tekâlifini boşuna yüklendik.
Kazandık zannederken,
Maalesef büsbütün kaybettik.
Zamanı geldi artık
Hakikatlerle yüzleşmeye.
Eşya kendini bulmaya,
İnsan kendini tanımaya çalışa dursun,
Bir mucize lazım olsa gerek,
Bu karanlığı izaleye,
Bir nur olsa da,
Aydınlata, kâbus gibi çöken, ömür gecesini.
Hani;
Hatan ve cörmün,
Ne olursa olsun,
Günahkâr, fasık,
İster Mecusi, ister kâfir;
Yine de gel diyor Mevlana.
“Bir dakika tefekkür,
Bedeldir, bin saatlik nafile ibadete,”
Aç ellerini yönel Rabbine,
Nasuhi ol, temizlen günahlarından.
Tövbe istiğfar, medet eyle rahmetinden,
Dağıt seni saran küfrün çirkinliğini.
Derin bir oh çek ve
Silkin günahlarından.
Aç gözlerini, derin bir tevazu ile,
Abdest ile temizlen,
Bütün, manevi kirlerinden.
Acele et seccaden bekliyor seni,
Yönel kıbleye, çık huzuruna,
Kıymetini bilmediğin,
Bunca nimetleri, karşılıksız bağışlayan
Hem Rahman hem Rahim
O cömert Rabbinin.
Miraca yükselmek için,
Hemen secdeye kapan.
Teslim et ruhu Rahmana, canı canana.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.