Ağrı'da STK'lar Çin'in soykırımına Tepki gösterdiler

Ağrı’da İHH İnsani Yardım Derneği koordinesi ile kentte faaliyet gösteren Sivil Toplum Kuruluşları Çin'in Doğu Türkistan halkına yaptığı soykırıma tepki göstererek basın açıklaması yaptı.

Yüksel Aslan
Yüksel Aslan
01 Nisan 2021 Perşembe 22:44
Ağrı'da STK'lar Çin'in soykırımına Tepki gösterdiler
ABONE OL

STK'lardan Çin'in soykırımına yönelik ortak basın açıklaması

Ağrı’da İHH İnsani Yardım Derneği koordinesinde kentte faaliyet gösteren Sivil Toplum Kuruluşları, Doğu Türkistan’da yaşanan insanlık zulmüne tepki gösterdi. 2012 yılında başlayan Çin'in soykırım sürecini kınamak adına bir çok Sivil Toplum Kuruluşu (STK) bir araya geldi

Ağrı’da İHH İnsani Yardım Derneği koordinesinde kentte faaliyet gösteren Sivil Toplum Kuruluşları, Doğu Türkistan’da yaşanan insanlık zulmüne tepki gösterdi. 2012 yılında başlayan Çin'in soykırım sürecini kınamak adına bir çok Sivil Toplum Kuruluşu (STK) bir araya geldi. İstanbul Çin Konsolosluğu önünde 10 yaşındaki Doğu Türkistanlı küçük kızın göz yaşları içerisinde “Sizin çocuklarınız yok mu? 4 yıldır babamı ve kardeşlerimi görmüyorum! ” ifadesini vurgulayan Sivil Toplum Kuruluşları, küçük pankartlar ve maskeleri takarak çini boykot ettiler.

Ağrı İHH Derneği önünde, bir çok basın mensubunun yer aldığı etkinlikte, Önder İmam Hatipliler Derneği, İlim Yayma Cemiyeti, Ağrı Nuhun Gemisi Derneği, Sadakataşı Derneği, Rahmet-Der, Memur-Sen, ASKON, TÜGVA, Anadolu Gençlik Derneği, Diva-Sen, Birlik Vakfı, Firdevs Derneği, İyilikder Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ve Evrensel Hafızlar Derneği Temsilcileri bir araya gelerek, Ağrı İHH öncülüğünde basın açıklamasında bulundular.

Ağrı İHH İl Başkanı Kerem Engin, 11 Eylül sonrasında terörle mücadele bahanesiyle Doğu Türkistan’a yönelik artan baskılar ve milyonların demir parmaklıklara mahkûm edildiğini dikkat çeken basın bildirisinde şu cümlelere yer verdi;

" İstanbul’da Çin Konsolosluğu önünde on yaşlarında küçük bir kız çocuğu gözyaşları içerisinde şöyle haykırıyor: “Sizin çocuklarınız yok mu? 4 yıldır babamı ve kardeşlerimi görmüyorum!” Oyun çağında bir çocuğun yaşadığı travmayı hiçbirimiz tarif edemeyiz. İşin aslı son dokuz yıldır Doğu Türkistan tam bir cinnet halini yaşıyor. 11 Eylül sonrasında terörle mücadele bahanesiyle Doğu Türkistan’a yönelik artan baskılar bir yana, 2012 sonunda Xi Jinping ile başlayan sürecin apayrı acı bir öyküsü var. Dünya üzerinde yaşamanın en zor olduğu, “Uygur, Kazak, Kırgız olma suçundan” milyonların demir parmaklıklara mahkûm edildiği Doğu Türkistan, nesli yok edilen milletlerden biri olma yolunda!

Dünya tarihinde bir milletin topyekûn gözaltına alındığı, kadın erkek, genç yaşlı toplama kampları, çocuk kampları ve hapishanelere doldurulduğu, kalanların da “aile olmak” projesi adı altında evlerde Çinli gardiyanların insafına terk edildiği, insanların sokaklarda dahi yüz tanıma sistemleriyle adım adım izlendiği başkaca bir dönem var mı bilemiyoruz. Fakat bildiğimiz 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana kitlesel olarak en büyük özgürlükten men etme operasyonunun Doğu Türkistan’da yürütülmekte olduğu!

2014 yılından itibaren Teröre Karşı Sert Darbe Operasyonu ve ilan edilen “75 Aşırılık Belirtisi”yle başlatılan keskin saldırılar, 2017 Nisan’ından itibaren Doğu Türkistan genelinde yoğun bir şekilde kurulmaya başlayan ve sayılarının 1.200’ü geçtiği belirtilen toplama kamplarıyla bambaşka bir noktaya taşındı. Evlerinden, çocuk ve eşlerinden, anne-babalarından, akraba ve arkadaşlarından, işlerinden, okullarından hasılı en sevdiklerinden kopartılan, dünyanın en ağır işkence ve mahrumiyetlerini yaşayan 3-8 milyon Doğu Türkistanlı Çin’in “gönüllü mesleki eğitim kampları”nda soykırıma uğruyor! Bir çadıra ya da pusulaya sahip olmak, mutfağında birden fazla bıçağı olmak, pasaportu olmak, başörtüsü takmak, camiye gitmek, oruç tutmak, okulda ve resmi dairelerde ana dili kullanmak bile bir kişinin toplama kamplarına alınması için yeterli sebep olarak görülmektedir.

Çin’in genel hukuk ilkesi olarak bilinen masumiyet karinesini hiçe sayan “suçu önceden önleme prensibi” ile herhangi bir suçu bulunmayan ve mahkeme edilmeyen milyonlarca insan “ayrımcılık, aşırılık ve terör” suçlamalarıyla toplama kamplarına dolduruldular. Burada kalabalık hücrelerde sırt üstü yatabilecek kadar bir yer bile bulamayan insanlar yoğun beyin yıkama faaliyetlerine ve işkencelere maruz kalıyorlar.

Toplama kamplarında keyfî güç kullanımı, özgürlüğün sistematik olarak kaldırılması, kültür ve inançların tahkiri, ideolojik baskılama, insanlıktan çıkarma, taciz, tecavüz, fiziki ve psikolojik işkence, cinayet ve soykırım suçları işlenmektedir. Kısacası bu kamplar, tüm insan haklarının ihlal edildiği yerlerdir.

Çin, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ilan edilen tüm hakları gasp etmekte, BM Soykırım Sözleşmesi’nde bulunan beş maddenin tamamını ve dahi Roma Statüsü’nde düzenlenen “Soykırım Suçu ve “İnsanlığa Karşı Suçlar”ın tamamını ihlal etmektedir.

Bu insanlarla aynı gökyüzünün paylaşmak ve onların acı ve ıstıraplarına, yürek yangınlarına, kalp kırıklıklarına uzaktan da olsa şahitlik etmek, bizleri yaşadığımız çağın adaletten uzak düzeninde insanlığımızdan utandırıyor. Dünyanın insanlık adına Doğu Türkistan için söyleyecek bir sözü olmalı!

Doğu Türkistan’daki toplama kampları kayıtsız şartsız bir an evvel kapatılmalı, bölgede uygulanan tüm hak ihlallerine derhal son verilmelidir.

BM, Çin’in insan haklarını ayaklar altına alan toplama kampları vahşetini derhâl durduracak sahici adımlar atmalıdır.

İslam İşbirliği Teşkilatı ya İslam ülkelerini bu zulme karşı mobilize etmeli ya da kendini lağvetmelidir. Zira İİT’nin mevcut tutumu Çin’i daha da cesaretlendirmektedir.

Türkiye bu zulmün bitirilmesi için öncü olmalıdır.

Çin bu zulmü sonlandırıncaya kadar tüm dünya halkları Çin mallarını boykot etmelidir."


Son Güncelleme: 02.04.2021 00:19
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hacı Şeref 2021-04-02 18:34:25

Resmen Erdoğana tuzak kuruyorsunuz.. Zulüm yok Erdoğan yalan mı söylüyor.. Yazık

Avatar
Sahtekar imamlara dikkat 2021-04-03 13:22:37

Bu tür dernekler, her ne kadar kuruluş amacı olarak yardım için kurulmuş olsa bile içindeki para kokusu bir süre sonra leş kargalarını etrafına toplamak ile meşhurdur. Paranın kokusunu alan çok iyi tanıdığım fotoğraflarda görülen çakal imamın biri hemen üstüne üşüşmüş derneğin. Derneğin çok dikkat etmesi gerekiyor. Bu tür paragöz üçkağıtçılardan koruması derneğin önceliği olmalı.