10 Ekim 2015'te gerçekleşen Ankara Garı önündeki patlamayla ilgili karar

Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015'te gerçekleştirilen terör saldırısıyla ilgili 36 kişi hakkında açılan davada mahkeme heyeti, tutuksuz sanıklardan Suphi̇ Alpfi̇dan'ın tutuklanmasına karar verdi.

10 Kasım 2016 Perşembe 18:23
10 Ekim 2015'te gerçekleşen Ankara Garı önündeki patlamayla ilgili karar
ABONE OL

Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015'te gerçekleştirilen terör saldırısıyla ilgili 36 kişi hakkında açılan davada mahkeme heyeti, tutuksuz sanıklardan Suphi̇ Alpfi̇dan'ın tutuklanmasına karar verdi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor.

Tutuklu sanıklardan Nihat Ürkmez, savunmasında, herhangi bir örgütle bağlantısının bulunmadığını, üzerine atılı suçu kabul etmediğini savundu. İddianamede adının bile geçmediğini ifade eden Ürkmez, "Savcılıkta verdiğim ifadede 'Eğer bu davada bir kişiyle bağlantım görülürse, her cezaya razıyım' demiştim. Ne yazık ki savcı bey Yunus Durmaz ve Halil İbrahim Durgun'un emri altında çalıştığımı söylüyor. Ama hazırlanan iddianamede ismim geçmiyor." dedi.

Gar patlamasından 3 ay önce Elazığ'da gözaltına alındığını ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını anlatan Ürkmez, 17 Nisan'a kadar haftada iki gün karakolda imza verdiğini belirtti. Ürkmez, 18 Nisan'da adli kontrol şartının kaldırıldığını, 19 Nisan'da da işine giderken iki polis tarafından gözaltına alındığını söyledi.

Ürkmez, gözaltına alındıktan sonra hakkında "Ankara Garı saldırısının kilit ismi ve İŞİD'in Elazığ ve Bingöl sorumlusu kaçarken yolda yakalandı" şeklinde haberler çıktığını, iftiraya uğradığını, haftada 2 gün imza veren bir insanın böyle bir saldırıda rol üslenmesinin mümkün olmayacağını öne sürdü.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray'ın, "Halil İbrahim Durgun ile Suriye'de İŞİD kampında çektirdiğin fotoğraf gösterilmiş. Sen de 'Bana benziyor ama ben değilim' demişsin" sözleri üzerine Ürkmez, fotoğraftaki kişinin kendisi olmadığını, biri 2008'de Şam'a ilim öğrenmeye, diğeri 2013'te İHH'de görevli bir arkadaşı vasıtasıyla aşçı olarak çalışmaya olmak üzere Suriye'ye 2 kez gittiğini söyledi.

İkinci gidişinde neden kaçak yolları kullandığının sorulması üzerine Ürkmez, pasaportunun süresinin bittiğini bu yolla Suriye'ye gittiğini anlattı.

Hakkında Elazığ'da örgüt üyeliğinden açılan bir dava bulunduğunu belirten Ürkmez, tahliyesini talep etti.

Ürkmez'in avukatı Hüseyin Almaz da müvekkili hakkında daha önce Elazığ'da açılmış bir dava bulunduğunu bildirerek, müvekkili hakkındaki davanın ayrılıp, Elazığ'daki dosyayla birleştirilmesini, ayrıca tahliyesini istedi.

Ürkmez, mağdur-müşteki avukatlarının Suriye'de silahlı eğitim alıp almadığı yönündeki sorularına yanıt vermedi. Sanık Nihat Ürkmez, 10 Ekim saldırılarını düzenleyen canlı bombaları Ankara'ya getirdiği belirlenen ve Gaziantep'te polisin düzenlediği operasyon sırasında üzerindeki bombayı patlatarak ölen Halil İbrahim Durgun'u tanımadığını, Suriye'ye aşçı olarak çalışmak üzere gittiğini, 2 bin kişiye yemek hazırlaması istenince bunun yapamayacağını söyleyip ayrıldığını anlattı.

Avukatlardan Özcan Karakoç'un sorusu üzerine Ürkmez, "Kürdi" kod adının kendisine ait olmadığını, kod adı kullanmadığını, kendisinin Zaza olduğunu söyledi.

- Tutuklama talebi

Sanıklardan Suphi Alpfidan ise savunmasında, Gaziantep'te emlakçılık yaptığını, araba ve arazi alıp sattığını, saldırıyla ilgisinin bulunmadığını söyledi.

Saldırıda kullanılan araçlardan birinde parmak izinin çıkması üzerine gözaltına alındığını belirten Alpfidan, "Durgun, '30-40 bin lira kadar nakit param, çekim var' dedi ve ev istedi. Eve bakmaya gittik. Bir hafta, 10 gün sonra Ankara'da patlama oldu" dedi.

Halil İbrahim Durgun'u nereden tanıdığı sorulan Alpfidan, muhasebeci olarak bildiği Durgun'un zaman zaman ofisine geldiğini söyledi. Alpfidan, "Durgun'u muhasebeci olarak biliyorum. İş yerlerine gittim, görüştük. Yunus Durmaz, Halil İbrahim Durgun ile ofisime geldi, depo, dükkan falan istediler. Elimizde olanları gösterdik ama olmadı. Hiç ticaretimiz olmadı onlarla. İyi ki olmamış." diye konuştu.

Gaziantep'te polisin düzenlediği operasyon sırasında üzerindeki bombaları patlatarak kendini öldüren "DEAŞ'ın sözde Türkiye emiri" Yunus Durmaz'ın evinde çıkan ve iddianamede yer verilen dijital belgelerde adının geçtiği iddiasına ilişkin sanık Alpfidan, örgütten para almadığını, belgede geçen "Suphi"nin kendisi olmadığını öne sürdü.

Alpfidan, mağdur-müşteki avukatlarının sorusu üzerine kaçak yollarla Almanya'ya gittiğini, burada kullanmak üzere telefon hattı aldığını, bu hatlardan Türkiye'de tanıdıklarını aradığını, Türkiye'ye dönünce bu hatların kullanılmaz hale geldiğini söyledi.

Terör örgütü mensuplarınca kullanılan başka bir araçta da parmak izinin bulunduğunun hatırlatılarak, "İŞİD'e ait her araca biner misin?" sorusu üzerine Alpfidan, "Hayır, ev, depo istediler. O dönem aracım yoktu, bindim. Yoksa kendi aracımla giderim." diye konuştu.

Savunmasının ardından müşteki avukatları sanığın tutuklanması talebinde bulundu. Mahkeme heyetinin görüşünü sorduğu Cumhuriyet Savcısı İsmail Şafak, mevcut deliller dolayısıyla Alpfidan'ın tutuklanmasını talep etti.

Heyet, Yunus Durmaz'dan elde edilen veriler, Gaziantep'te devam eden başka bir DEAŞ davası kapsamında Alpfidan'ın parmak izine rastlanması ve kaçma şüphesi bulunması sebebiyle Alpfidan'ın tutuklanmasına karar verdi.​

Duruşmada, sanık ifadelerinin alınmasına devam ediliyor.


Son Güncelleme: 10.11.2016 18:27
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.