30 Ocak 2015 Cuma 09:44
Burun tıkanıklığı
Burun tıkanıklığı hakkında ayrıntılı bilgiler

TANIM: Burun tıkanıklığı, nefes almada zorluk çekme insanlığın en eski şikayetlerinden biridir. Bazıları için bu çok önemli olmasa bile kimileri bu şikayetlerden dolayı çok zorluk çeker. Doktorlar burun tıkanıklarının nedenlerini dört bölümde inceler ve bunlar arasında bazen benzer noktalarda olabilmektedir. Özellikle şikayetlerine birden fazla şeyin neden olduğu hastalarda bu ortak noktalar artmaktadır. 



YAPISAL NEDENLER 



Bu sınıf içinde burnun ve ince bir kıkırdaktan oluşan ve burnu iki ayrı bölüme ayıran burun septumunun bozuklukları incelenir. Bu bozukluklar genellikle insanın hayatında geçirdiği herhangi bir kaza sonucu oluşmaktadır. Kaza çocukluk çağında olmuş olabileceği gibi unutulmuş bile olabilir. Yeni doğan bebeklerin yüzde yedisinde doğum esnasında burun zedelenmesi olabilmektedir. Şu bir gerçektir ki insan, hayatı boyunca en az bir kere burnunu bir yere çarpar. Bu nedenlerden dolayı burun deformiteleri ve septum deviasyonları çok sık görülen nedenlerdir. Eğer bunlar soluk almayı güçleştirirse cerrahi olarak düzeltilebilir. 



Çocuklarda en sık rastlanan burun tıkanıklığı nedeni geniz etinin büyümesidir. Bu bademciğe benzeyen ve damağın gerisinde burnun arkasında yer alan bir dokudur. Bu problemi olan çocuklar geceleri sesli nefes alırlar, hatta horlarlar. Bunun yanı sıra bu çocuklar sürekli olarak ağızlarından nefes alırlar, yüzlerinde bir mutsuzluk ifadesi vardır. Hatta dişlerinde de bozukluklar söz konusu olabilir. Geniz etini almaya yönelik cerrahi girişimler önerilebilir. 



Bu kategori içinde yer alan başka nedenler arasında burun tümörleri ve yabancı cisimler de vardır. Çocuklar küçük parçacıkları burunlarına sokma eğilimindedir. Bunlar düğme, çengelli iğne, oyuncak parçaları, bezelye ve nohut olabilir. Tek taraflı kötü kokulu akıntı hissettiğinizde dikkatli olun. Çünkü bu yabancı cisim tarafından tıkalı bir burnun uyarısı olabilir. Bu durumda muhakkak bir doktora başvurulmalıdır. 



ENFEKSİYON 



Normal bir insan yılda ortalama bir iki kez soğuk algınlığı geçirebilir. Bu gençlerde daha fazla, bağışıklık sistemi gelişmiş yaşlı kişilerde ise daha azdır. Soğuk algınlığı virüsler tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bazı virüsler hava yoluyla geçerken çoğunlukla el burun yoluyla bulaşır. Virüs bir kere buruna yerleşince vücutta bulunan histamin adında bir kimyasal maddenin salgılanmasına neden olur. Bu madde sonucunda buruna giden kan miktarında belirgin bir artış gözlenir. Sonuç olarak burun zarları şişer. Diğer taraftan burun zarlarından sıvı salgılanması da artar. Antihistaminikler ve dekonjestanlar bu şikayetlerin azaltılması için kullanılabilir. Fakat soğuk algınlığı zaman içinde kendi kendine geçer. 



Virüs enfeksiyonları sırasında burnun ve sinüslerin bakteri enfeksiyonlarına olan direnci azalır. Bu da soğuk algınlığı sırasında neden sıklıkla burun ve sinüs enfeksiyonu görüldüğünü açıklar. Burun akıntısı berrak görünümünden sarı veya yeşile dönerse bu bakteriyel enfeksiyonu gösterir ve muhakkak doktora başvurulmalıdır. 



Ani sinüs enfeksiyonlarında burunda tıkanıklık, Koyu bir akıntı, hangi sinüsün etkilendiğine bağlı olarak yanaklarda ve üst dişlerde, gözler arasında ve gerisinde veya üzerinde ağrı ve hassasiyet bulunur. 



Kronik sinüs enfeksiyonları ağrı yapabilirde yapmayabilir de. Fakat burun tıkanıklığı ve burun akıntısı sürekli vardır. Bazı hastalarda sinüslerden polip denilen yapılar gelişir. Hastalık aşağı hava yollarına da yayılarak kronik öksürük, bronşit ve astıma neden olabilir. Akut sinüzit genellikle antibiyotik tedavisine cevap verir, kronik sinüzit için ise genellikle cerrahi tedavi önerilir. 



ALLERJİ 



Saman nezlesi allerjik rinite verilen isimdir. Allerji ; yabancı bir cisim, polen, ev tozu akarı, hayvan atıkları veya ev tozundaki bazı parçacıklara karşı oluşan aşırı enflamasyon yanıtıdır. Bazen besinler de rol oynamaktadır. Polenler ilkbaharda veya sonbahar da sorun yaratırlar. Bunun yanında ev tozu bütün bir yıl boyunca rahatsız edebilir. Bunun ideal tedavisi şikayetlere neden olan şeylerden uzak durmaktır. Ancak çoğu zaman bu pratik değildir. Allerjik hastalarda, soğuk algınlığında olduğu gibi, vücutta histamin salgılanmasına neden olan parçacıklar sonucunca burun tıkanıklığı ve akıntısı oluşur. Antihistaminik ilaçlar histaminin etkisini önleyerek şikayetleri ortadan kaldırılabilir. Dekonjestanlar genişlemiş kan damarlarnı büzerek burnun açılmasını sağlarlar. Antihistaminiklerin büyük çoğunluğu uykuya meyli artırırken dekonjestanlar tam bunun aksi olarak uyarıcı etki gösterir. Bu nedenle bu ilaçları bir arada kullanmak en doğru seçim olacaktır. 



UYARI 



Antihistaminik kullanırken uykuya meyili olanların otomobil kullanmaları veya tehlikeli işlerde çalışmaları çok sakıncalıdır. Dekonjestanlar kalp hızını ve kan basıncını artırdıkları için yüksek tansiyonu, kalbin ritim bozukluğu, glokomu ve idrara çıkmada zorluğu olan hastalarda kullanılmamalıdır. Hamileler alacakları herhangi bir ilaç için mutlaka doktorlarına başvurmalıdırlar. 



Kortikosteroidler (Kortizon) birçok allerjik hastada belirgin bir şekilde etkindir ancak bilinen yan etkilerinden dolayı muhakkak doktor kontrolunda kullanılmalıdır. Bunun yanında bu ilaçlar burun spreyi olarak kullanıldıklarında da etkilidirler ve bu kullanım şekli daha güvenlidir. 



Allerji iğneleri en spesifik tedavi yöntemidir ve yüksek düzeyde başarıya sahiptir. Bazan hastanın hangi maddelere karlı allerjik oluşunu anlamak için kan ve deri testleri yapılır. Doktor tedavinin başlangıç şemasını belirleyecektir. Bunlar genelde enjeksiyonlar şeklinde olacaktır. 



Bu tedavi insandaki antikorları bloke ederek allerjik reaksiyonun önlenmesi yoluyla etki gösterir. Birçok hasta ilaçların yan etkilerinden dolayı enjeksiyonu tercih eder. 



Allerjisi olan hastaların sinüs enfeksiyonu olma eğilimleri daha da artmışdır. 



VAZOMOTOR RİNİT 



Rinit burunun ve burun zarlarının enflamasyonu demektir. Vazomotor kan damarları ile ilgili demektir. Burun zarları çok miktarda genişleme ve daralma yeteneğine sahip atar damar, toplar damar ve kılcal damarlara sahiptir. Normalde bu damarların yarısı açık yarısı kapalıdır. Fakat kişi ağır egzersiz yapıyorsa uyarıcı etkili hormonların (adrenalin) salgılanması artar. Adrenalin damarların büzülmesine neden olur. Bunun sonucunda zarlar büzülür, hava yolu açılır ve kişi daha rahat nefes alır.



Bunun tam tersi allerjik atakta veya kişi soğuğa maruz kalınca gelişir. Kan damarları genişler ve burun tıkanır. Allerji ve enfeksiyonlara ek olarak bazı başka nedenler de burun damarlarının genişlemesine sebep olarak vazomotor rinite yol açar. Bunlar arasında stres, tiroid foksiyonlarında yetersizlik, hamilelik, bazı tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları ve dekonjestan ilaçların aşırı veya uzun kullanılması sayılabilir. 



Bütün bu nedenlerin başlangıcında burun tıkanıklığı geçici ve geri dönebilir niteliktedir. Yani neden ortadan kaldırılırsa hastalık düzelecektir. Bunun yanında eğer yeterince uzun sürerse bu sefer de kan damarları elastikiyetini kaybedecek ve olay geri dönülmez bir duruma dönüşür. Varisleşmiş damarlara benzerler. Hasta sırt üstü yattığında veya bir tarafına döndüğünde aşağı kısımları kanla dolar.

Burun tıkanıklığı sağlığı ve gelişmeyi olumsuz etkiliyor

Geniz ve burun eti, alerji, burun eğriliği ve sinüzitin neden olduğu burun tıkanıklığının uzun süre devam etmesi halinde, çocuklarda zeka gelişimi olumsuz yönde etkileniyor. Uzun süreli burun tıkanıklığı yetişkinlerde ise kalp hastalıklarına yol açabiliyor. 



İHA - Burun tıkanıklığı çok sık rastlanan bir durum. Çocuklukta da erişkin yaşta da görülebiliyor. Genellikle basit bir sorun olarak algılandığı için üzerinde pek fazla durulmuyor. Aslında burun tıkanıklığının neden olduğu ağızdan nefes alıp verme çok ciddi probleme dönüşebiliyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hasan Tanyeri, vücudun kliması olarak tanımlanan ve çok önemli bir görev üstlenen burnun yapısını şöyle açıklıyor:



"Burnun ortasında burun pasajlarını iki eşit yarıma ayıran bir duvar ve yan duvarlarda hastalarımızın burun eti diye tabir ettiği, parmak şeklinde çıkıntılar mevcuttur. Bütün bu oluşumların yüzeyini ise cildimizin devamı pembe renkli mukoza denilen bir halı kaplar. Yan duvarlardaki konka dediğimiz oluşumlar, burun içindeki yüzey alanını artırıyor. Burnun koku alma işlevinin yanı sıra en önemli fonksiyonu, nefes alıp verme organı olması. Nefes alıp verirken konkalar vasıtasıyla hava temizleniyor, nemleniyor ve ısınıyor. Konkalar burnun klimalarıdır. Yazın havayı soğutuyorlar, kışın ısıtıyorlar. Aynı zamanda temizleyip, nemlendiriyorlar"



HAVA KİRLİLİĞİ BURUN TIKANIKLIĞINA YOL AÇIYOR



Geçici burun tıkanıklığına yol açan nezle dışında, burun tıkanıklığının başlıca sebebi, organın doğuştan ya da sonradan kazanılan ve anatomik olarak deviasyon şeklinde tanımlanan eğrilikleri gösteriliyor. Burnun orta bölümünün eğriliği nefes alıp vermeyi etkiliyor. Ancak tıkanıklığın tek sebebi bu değil. Doç. Dr. Tanyeri, tıkanıklığa sebep olan etkenleri şöyle sıralıyor:



"Hava kirliliği, sigara, alerji, burun spreyi bağımlılığı, alkol tüketimi ve atmosfer basıncı değişiklikleri gibi burun mukozasını şişiren, ödemini artıran dış nedenler burun tıkanıklığına başlı başına yol açar. Konkaların anatomik olarak büyük olması, geniz eti büyümesi, polip, sinüzit gibi durumlar da burun tıkanıklıklarına neden olurlar. Klima organları konkaların, şişip inebilme özelliği bu faktörlere bağlı olarak bozulduğunda uzun süreli kalıcı şişlikler burun tıkanıklığı ortaya çıkar ve düzeltilmesi gerekir"

Geçen 20 yıl içerisinde giderek artan oranda yapılan burun estetik ameliyatları sonrası, ortaya çıkabilen burun kanatlarındaki çöküntünün de burun tıkanıklıklarına yol açtığını kaydeden Tanyeri, bunun tedavisi mümkün bir durum olduğunu ifade ediyor.



DOĞRU TEDAVİ İÇİN DOĞRU TANI



Burun tıkanıklığı çok uzun süre devam ettiğinde bir uzman yardımı almak gerektiğinin altını çizen Tanyeri, "Burun tıkanıklığının neden kaynaklandığını tespit etmek gerekiyor. Tanı noktasında hastayı iyice dinlemek şart. Rutin muayene dışında günümüzde kullanılan birçok yeni alet var. Bunların başında ise endoskop geliyor" açıklamasında bulunuyor. Doç. Dr. Tanyeri; bu aletlerin eğilebilen, yumuşak olanları ile burunu daha iyi tetkik edebildiklerini belirterek, şöyle devam ediyor:



"Endoskopla muayeneyi tamamladıktan sonra kompüterize tomografi ya da burun içi basıncını ölçen özel cihazlarla tıkanıklığını, nedenini ve yerini saptama yoluna gidebiliyoruz. Tanısı konduktan sonra tedavisi de günümüz şartlarında daha etkin olarak yapılabiliyor. Alerjisi olan hastalarımızda ilaçlarla tedavi söz konusu. Alerji ilaçları ile burun mukozasının şişkinliğini azaltarak hastaların nefes alıp vermesini düzenlemek mümkün"



Özellikle içinde bulunduğumuz çağda yaşadığımız atmosfer şartları, hava kirliliği, egzoz gazları, endüstriyel atıkların burnun içinde özellikle çocuklarda burun tıkanıklığı ortaya çıkardığına işaret eden Tanyeri, "Bunu elimine etmek mümkün değil. Burun tıkanıklığının nedeni ne olursa olsun tıbbi tedavi ile düzelmeyen durumlarda ameliyata kadar varan başka tedavi seçenekleri ortaya çıkıyor. Günümüzde birçok farklı yöntem kullanıyoruz. Bunlardan bir tanesi burun eti konkanın içerisine bir tünel açmak. Bu tünelin içine aletlerimizi yerleştirerek hem mukozanın iç yüzünü yani burnu kaplayan halının iç yüzünü hem de burun etinin yapıştığı kemiği traşlayarak boyutunu küçültüyoruz" şeklinde konuşuyor.



TEDAVİYE YANIT ALINMAZSA AMELİYAT EDİLİYOR



Korkulanın aksine böyle bir ameliyatta kesinlikle yüzde, gözde şişme olmayacağına değinen Tanyeri, yapılan işlemle ilgili şunları söylüyor:



"Son derece basit bir ameliyattır. Konkalarda mukozanın fazla olduğu ve ilaçla düzelmeyen durumlarda ise radyofrekans yöntemini uyguluyoruz. Cihazdan radyofrekans enerjisi çıkıyor ve iğne radyofrekans enerjisini mukozaya ileterek işlemi takiben 2 ila 3 hafta içerisinde mukozanın büzülmesini sağlıyor. Etli mukozalarda yapılan ve hastalarda oldukça yüz güldürücü sonuçlar aldığımız, son derece basit bir yöntem"



Sinüzit, polip, geniz eti gibi medikal tedaviye yanıt vermeyen durumlarda ise endoskopik ameliyatlarla burun tıkanıklıklarının tedavi edildiğini söyleyen Tanyeri, "Estetik burun ameliyatları sonrası oluşabilen burun kanadı çöküntülerini de kansız ve tamponsuz bir şekilde çok basit bir yöntemle tedavi edilebiliyor" diyor.



Uzun süreli varolan burun tıkanıklıklarının tedavi edilmesinin kesinlikle gerektiğini söyleyen Tanyeri, "Burnun işlevlerinden bir tanesi havayı temizleyip aşağıya göndermek. Burun kullanılmadığı zaman ağız açık kalıyor. Temizlenip nemlenmeyen ve ısınmayan hava boğaz arka duvarına çarparak, burada kuruluk ve farenjit türü şikayetlere sebep oluyor" şeklinde konuşuyor. "Burun ile akciğerler arasında bir bağlantı söz konusudur" diyen Doç. Dr. Tanyeri, sözlerini şöyle tamamlıyor:



"Burundan solunan havayı akciğerler daha fazla emerler. Biz, ağzımızı kullandığımızda bu işlevi atlıyoruz. Ağız solunumu yaparak oksijenasyonu azaltıyoruz. Dolayısıyla uzun vadede sessiz seyreden kalp problemleri daha erken ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlara rastlıyoruz. Çocuklarda ise alerji nedeniyle burun etlerinin şişmesi, geniz etinin büyümesi durumlarında burundan nefes alıp verememek, çocuğun zeka ve diğer gelişimini olumsuz etkiler"

Son Güncelleme: 30.01.2015 09:44
Anahtar Kelimeler:
Burun Tıkanıklığı
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.