İslamofobi nedir? Ne zaman ortaya çıktı?

İslamofobi kaynaklı terör saldırıları günümüzde sıklıkla karşımıza çıkıyor.

17 Mart 2019 Pazar 22:17
İslamofobi nedir? Ne zaman ortaya çıktı?
ABONE OL

Son olarak Yeni Zelanda'da 2 camiye yapılan terör saldırısı sonrası 'İslamofobi' kelimesi gündeme oturdu. Peki sıklıkla duyduğumuz bu İslamofobi nedir? İslamofobi ne demek? İslamofobi ne zaman ortaya çıktı? İşte cevapları haberimizde...

İSLAMOFOBİ NEDİR? İSLAMOFOBİ NE ZAMAN BAŞLADI? İSLAMOFOBİK TERÖR NE DEMEK?

İslamofobi, kelime anlamı olarak "İslam korkusu" demektir. Müslümanlara ve İslam dinine karşı sürdürülegelen ön yargı ve ayrımcılıktan kaynaklanmaktadır. Müslümanlara karşı duyulan irrasyonel nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına gelir.

Kelime ilk kez 1991 yılında kullanılmış olup 11 Eylül saldırıları ile gündeme getirilmiştir.[4] Bugün İslamofobi dendiğinde hem İslam dinini tanımamak ve öğrenmemekten kaynaklanan bir korku, hem de bu korkuya dayanarak Müslümanlara karşı ayrımcılık ve düşmanlık yapılmasının meşru görülmesi anlaşılmaktadır.

İSLAMOFOBİ NE ZAMAN BAŞLADI? NEDEN ORTAYA ÇIKTI?

Tarihî kökleri İspanya'da Endülüs'ün Emevîler tarafından fethedilmesine kadar iner. Haçlı seferlerine asker devşirmek isteyen kilise mensuplarının yaptığı propagandalar ile fikir zemini Hristiyanlığa karşı tehditler ve tehlikeler üzerinde oluşturulmuş olan "İslamofobi", Müslümanlar ile Hristiyanlar arasındaki ilişkilerin, tanışıklığın yaygınlık kazanması ile yüzyıllar içerisinde azalmış iken yaklaşık günümüzde yeniden popülarite kazanmıştır. Bu popülaritesinde Huntington'un ünlü "Medeniyetler Çatışması" makalesinde İslam'ı Batı için bir potansiyel düşmanlık odağı olarak lanse etmesinin önemli bir etkisi olmuştur.

Özellikle 11 Eylül 2001 tarihinde New York'taki 11 Eylül saldırıları'ndan sonra Batı dünyasında daha önceki yabancı düşmanı ırkçı eğilimlerden kaynaklanan yeni bir durumdur.

DİYANET İSLAMOFOBİ HAKKINDA NE DİYOR?

İslamofobi hakkında Diyannet açıklaması : "Mabetlere yönelik saldırılar, insanlığın geleceğine kastetmektedir"
Erbaş, bütün insanların temel hak ve özgürlüklerini dokunulmaz kabul eden, mahlukata merhameti Yaratan'a itaat ve kulluğun ayrılmaz gereği sayan barış dini İslam'ın kutsallarına, mabetlerine, mensuplarına karşı ön yargı ve düşmanlık üreten bir endüstriye dönüşen İslamofobinin, bir akıl tutulması ve ardında kirli çıkar ilişkileri ile ırkçılık barındıran ciddi bir insanlık suçu olduğunu söyledi. 

Erbaş, İslam'ı, şiddet ve terörü besleyen bir ideolojiden ibaret göstererek, bunu suni bir korku ile dünya kamuoyunda yaymak için çalışan hain ve karanlık bir proje olan İslamofobik tavrın gerçek amacının, her durum ile şartta kültürler, toplumlar, dinler ve medeniyetler arasında kavga, sürtüşme ve çatışma ortamı oluşturarak bundan çıkar sağlamak olduğunu vurguladı. 

Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buradan dünya kamuoyuna açıkça bir kez daha ifade etmeliyim ki; bütün din, ahlak ve hukuk öğretilerinde dokunulmaz kabul edilen mabetlere yönelik saldırılar, esasında insanlığın geleceğine, ortak vicdanına ve barış içerisinde bir arada yaşama umuduna kastetmektedir.

Dolayısıyla bütün inanç ve vicdan sahiplerini bu ve benzeri olaylar karşısında gereken tepkiyi göstermeye, uluslararası örgütler ve sivil toplum kuruluşlarını insan hakları ve inanç özgürlükleri konusunda daha çok inisiyatif almaya, siyasi mekanizmaları ve yöneticileri nefretin ve düşmanlığın önlenmesi hususunda gerekli tedbirleri alarak, güvenlik ve hukukun gereğini hassasiyetle yerine getirmeye davet ediyorum."

"Müslümanlar, iş birliği içerisinde hareket etmelidir"
Erbaş, Müslümanlara da çağrı da bulunarak, şunları kaydetti:

"Müslümanlar, camilere ve kutsallarına yapılan saldırılar başta olmak üzere, bütün sorun ve zorluklarını aşma, birlik ve beraberliklerini güçlendirme konusunda kendi aralarında daha duyarlı olmalı, farklılıkları zenginlik saymalı, fitne ve tefrikalara karşı uyanık olarak iş birliği içerisinde hareket etmelidir. Elbette Müslümanlar karşılaştıkları en zor hadiseler ve bu tür provokatif olaylar karşısında aklı selim ile hareket edeceklerdir.

Diyanet İşleri Başkanlığımız, her zaman insanlığın ortak değerlerini ve huzurunu hedef alan bütün söz, tavır ve saldırıların karşısında olmuştur. Bizleri derin bir üzüntüye sevk eden söz konusu terör saldırısı sebebiyle de Yeni Zelandalı Müslümanlar ile tam bir dayanışma içerisinde olacaktır."

Bütün insanlık için barışın ve huzurun en güçlü mekanları olan camilere yapılan vahşice saldırıları şiddetle lanetleyen Erbaş, saldırıda şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa ve bütün İslam alemine başsağlığı diledi.

İSLAMOFOBİ NE ZAMAN ORTAYA ÇIKMIŞTIR?

İslamofobi ilk kez 1991 yılında kullanılmış ve 11 Eylül saldırılarıyla tekrardan gündeme gelmiştir.  

Bugün İslamofobi denildiği zaman iki şey anlaşılıyor, bir İslam dinini tanımlamak ve öğrenmekten kaynaklanan bir korku hali ile birlikte Müslümanlara karşı ayrımcılık ve düşmanlık yapılmasının meşru görülmesi.

Aslında bakılırsa İslamiyet’e karşı olan bu nefretin kökeni İspanya’da Endülüs’ün İslam Devleti tarafından fethedilmesine kadar iner. Haçlı seferlerine asker devşirmek isteyen kilise mensuplarının propagandası bu nefret tohumlarının ekilmesine zemin hazırlamıştır. Bu düşünce yapısı günümüze kadar seyretmiş ve çıkan olaylarla da etkisini artırmıştır. Özellikle 11 Eylül 2001 yılında New York’taki İkiz kuleler saldırısı ile Batı dünyası Müslümanlara karşı bir nefret içine girmişlerdir.

Kısacası;

İnsanlardaki önyargılar olduğu sürece öngörüler yok olur. Öngörüsü olmayan insanların gerçekleri görüp ve doğru bir şekilde hareket etmesi beklenemez. İslamiyet’e karşı asırlardır süre gelen köklü bir nefretin adıdır “İslamofobi”. İslamofobi, önyargıları içinde boğuşan insanların, aciz kalmış güruhların ortaya atmış olduğu bir düşünce akımıdır.

İSLAMOFOBİ NEDEN VAR?

  •     İslamiyet’in köklü temellere sahip olması,
  •     Dünya bilimi, kültürü İslam coğrafyalarından öğrenmesi,
  •     İslamiyet’in her zaman içinde hoşgörü barındırması( Bakmayın Orta Doğu İslamiyet’in değil, İslamiyet’i yok etmek isteyenlerin eseri)
  •     Bunun gibi birçok nedenden yola çıkarak İslamofobi’nin neden olduğunu açıklayabiliriz.

İSLAMOFOBİ NASIL ÇÖZÜLEBİLİR?

İslamofobinin mutlak çözümü kavuşması için, öncelikle Batılı liderlerin söylediklerinin arkalarında durmaları gerekmektedir. Halkın ve medyanın önünde, İslamofobinin ortadan kalkması için verdikleri sözleri tutmalıdırlar. Ülkelerinde hayatını idame eden Müslümanların ayrımcılığa uğramamaları ve temel haklarının verilmesi adına yasal değişiklikler yapmalıdırlar. Özellikle de, İslamofobinin gelecek nesillere taşınmaması için gerekli çalışmaları şimdiden başlatmalıdırlar.

Avrupalılarca antisemitizm, yani yahudi karşıtlığı/düşmanlığı çok iyi bilinmektedir. Batı ülkelerinin demokratik (!) yasalarına göre yahudi düşmanlığı yapanlar, insanlık suçu işlemiş sayılmaktadır ve gerekli cezaya çarptırılmaktadır. Dolaysıyla, Batı ülkelerinde “antisemitizm”de olduğu gibi “İslamofobi”de bir insanlık suçu sayılmalıdır.

İslamofobinin mutlak çözümü konusunda Batı ülkelerinin medya organlarına da çeşitli görevler düşmektedir. Çünkü medya organları bu sorunun çözümü konusunda haber yapabilecekleri gibi ortamı geren, İslamofobiyi körükleyen haberler de yapabilecek imkâna sahiptirler. Ancak günümüz Batı medya organları, çözüm konusunda değil de, İslamofobiyi daha fazla yayma konusunda haber yapmaktadır. İslamofobinin çözümü için Batı medyasının bu yayın politikasını bırakması gerekmektedir.

İslamofobinin çözümünde izlenmesi gereken diğer bir yol da, aziz İslam dininin ilke ve prensiplerinin, kaide ve kurallarının iyice bilinmesi ve diğer tüm inançlara, ideolojilere ve aykırı düşüncelere nasıl insancıl yaklaştığı konusunun doğru anlaşılması için, Müslümanların İslam dinini Allah Teâlâ'nın emrettiği şekilde, “Kur'an” ve “Sünnet” çizgisinde yaşamaları gerekmektedir.

İSLAMOFOBİ YENİ ZELANDA TERÖR SALDIRISI NEDİR? NE OLMUŞTU?

28 yaşındaki Brenton Tarrant isimli teröristin İskoç bir aileden gelen Avustralyalı olduğu ortaya çıktı. Brenton Tarrant’ın hain saldırıyı yapmadan önce 74 sayfalık manifesto yayınladığı ve Türkleri de tehdit ettiği ortaya çıktı.

Bu saldırıyı kimin adına gerçekleştirdiğiyle ilgili ifadelere de yer veren Brenton Tarrant, şimdiye dek birçok milliyetçi gruba destek verdiğini anlatarak, “Kendi topraklarında kendi kültürleriyle yaşamak isteyen milyonlarca Avrupalı ve diğer etnik milliyetçileri temsil ediyorum.” dedi.

Bu saldırıyı iki yıldır planlamakta olduğunu ve son üç aydır da Christchurch üzerine çalıştığını anlatan terörist Brenton Tarrant, “Saldırmak için en iyi gün dündü, bir sonraki en iyi zamanlama ise bugündü. Aslında asıl hedef Dunedin kentindeki camiydi. Fakat Christchurch ve Linwood’daki camileri ziyaret ettiğimde Ashburton’daki kilisenin camiye çevrilmiş olduğunu görünce planımı değiştirdim.” satırlarını yazdı.

YENİ ZELANDA SALDIRISI DETAYLARI NELERDİR?

Kendini Brenton Tarrant olarak tanıtan saldırganın silahının üzerindeki ifadelerde daha önce dünyanın başka bölgelerinde Müslümanlara düzenlenen saldırıların failleri ile Osmanlı İmparatorluğu’nun kaybettiği savaşların isimleri yer alıyor.

Kanada’da 2017 yılında bir camiye düzenlenen saldırıyı gerçekleştiren kişinin isminden mültecilere karşı nefret söylemine kadar yer alan detaylar saldırının uzun süredir planlandığını kanıtlar nitelikte…

1389 yılında, I. Kosova Savaşı sırasında Sultan Murat’ı şehit eden Sırp Miloş Obiliç’in ismi de şarjörlerden birinin üzerinde yer alıyor.

II. Mehmed’in 1456 Belgrad Kuşatması sırasında Osmanlı kuvvetlerinin yenilmesinde oynadığı rolle daha sonraki yüzyıllarda Macar ulusal kahramanı olarak anılan Hunyadi Yanoş’un da ismi yer alıyor.

1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Rus cephesinde yer alan bir amiral olan Dmitry Senyavin ve 1770’te Rusya – Osmanlı arasında yapılan ve Osmanlı donanmasının tamamen yok edildiği Çeşme Deniz Muharebesi’ne de atıfta bulunuluyor.

Silahın üzerinde ayrıca “Türk yiyici” ifadesi yer alırken, Haçlı Seferleri’nin mottosu olan “Tanrı bunu istedi” cümlesi de dikkat çekiyor.

Beş silahla yolculuk yapan saldırganın arabada çaldığı şarkıda “Kurtlar ilerliyor, faşistler ve Türkler dikkat edin” sözlerinin yer alması kan donduruyor.

YENİ ZELANDA TERÖRİSTİ BRENTON TARRANT MAHKEME GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, Christchurch kentinde cuma namazı sırasında iki camiye düzenlenen terör saldırısıyla bağlantılı biri Avustralya vatandaşı, üç kişinin tutuklandığını bildirdi. Öte yandan Brenton Tarrant, Christchurch Bölge Mahkemesine çıkarıldı. Gözaltı sonrası Tarrant ilk kez görüntülendi.

Yeni Zelanda Başbakanı Ardern, düzenlediği basın toplantısında, terör saldırısıyla ilişkili cinayetle suçlanan Avustralya vatandaşı dahil üç kişinin tutuklandığını, bu kişilerin hiçbirinin daha önce sabıka kaydının olmadığını, Yeni Zelanda'da ya dabaşka bir yerde istihbarat servisleri tarafından izlenen şahıslar arasında yer almadığını söyledi.

YENİ ZELANDA SON DURUM NEDİR?

Ardern, dünyanın çeşitli ülkelerine seyahat eden ve düzensiz aralıklarla Yeni Zelanda'ya gelen Avustralya vatandaşı zanlının, bugün mahkemeye çıkarılacağını kaydetti.Saldırılarda 2'si yarı otomatik 5 silah kullanıldığını ve saldırganın silah ruhsatını 2017'de aldığını ifade eden Ardern, Yeni Zelanda'nın silah yasalarının değişeceğini, Avustralya ile sınır kontrollerinin sıkılaştırılacağını ve bilgi paylaşımının geliştirileceğini ifade etti. Ülkede güvenlik önlemlerinin üst seviye çıkarıldığını belirten Ardern, vatandaşlardan da şüpheli gördükleri durumları polise haber vermelerini istedi.

SALDIRI SONRASI İLK KEZ GÖRÜNTÜLENDİ

49 kişinin ölümüne neden olan terörist Brenton Tarrant saldırı sonrası görüntülendi. Reuters'ın geçtiği fotoğrafta terörist Tarrant'ın yaptığı işaret dikkat çekti.

5 NİSAN'A KADAR GÖZALTINDA TUTULACAK

Yeni Zelanda'nın Christchurch kentindeki iki camiye terör saldırısında bulunan terörist Brenton Harrison Tarrant, çıkarıldığı mahkemece cinayetten gözaltına alındı.Radyo Yeni Zelanda'nın haberine göre Christchurch kentindeki Al Noor ve Linwood Camilerinde cuma namazı sırasında 49 kişiyi katledip 40 kişiyi yaralayan Avustralyalı Tarrant, cinayet suçlamasıyla mahkemeye çıkartıldı.Yoğun güvenlik tedbirleri altında çıkartıldığı mahkemede kefalet talebinde bulunmayan terörist Tarrant'ın, 5 Nisan'a kadar gözaltında tutulmasına hükmedildi.

YENİ ZELANDA TERÖRİSTİNİN TÜRKİYE'YE NEDEN GELMİŞ?

Yapılan incelemede saldırganın 2016’da farklı tarihlerde 2 kez Türkiye’ye geldiği belirlendi. Yapılan istihbarat çalışmalarında saldırganın, 17-20 Mart ve 13 Eylül-25 Ekim 2016 tarihlerinde Türkiye’ye gelerek kaldığı tespit edildi. Saldırganın Türkiye’ye ne amaçla geldiği, kimlerle görüştüğü ve nasıl bir bağlantısı olduğu araştırılıyor.

Saldırganın Türkiye’de cami veya ibadethanelere saldırı planladığı ve buna yönelik çalışma yaptığı yönünde kuvvetli şüphe oluştuğu, bu yönde de inceleme yapıldığı öğrenildi. Türkiye’nin Interpol üzerinden Yeni Zelanda ile bağlantıya geçerek bilgi alışverişi yaptığı, bu yönde hem Türkiye’de ele edilen bilgiler hem de şu ana kadar Yeni Zelanda’da elde edilen bilgilerin karşılaştırıldığı ve bağlantılar ortaya çıkartılmaya çalışıldığı kaydedildi. Saldırganın kimlerle görüşüp görüşmediği yönünde yapılacak çalışmanın ardından, bağlantı tespit edilirse gözaltıların olabileceği değerlendiriliyor. Hem Emniyet İstihbarat hem de MİT’in bu konuda çalışma yürüttüğü kaydedildi.

BRENTON TARRANT TÜRKİYE'YE NE ZAMAN GELDİ?

-Türkiye'ye 17 Mart 2016'da ilk kez giriş yapan katliamcı 20 Mart'ta ayrıldı. O zaman aralığında 19 Mart'ta İstanbul Beyoğlu İstiklal Caddesi'nde bir terörist İsrailli turist kafilesinin arasına girerek üzerindeki bombayı patlatmış ve olay yerinde 5 kişi ölmüş 39 kişi de yaralanmıştı.

-Saldırganın Türkiye'de bulunduğu tarihler arasında 20 Mart 2016'yla ilgili de uyarı yapılmış ve 81 ilin valilik ve güvenlik güçleri teyakkuza geçmişti. Uyarıya göre 20 Mart’ta ise Kandil’in talimatıyla 11 bin PKK'lı Yüksekova’yı kurtarılmış bölge ilan edecek ve Suriye’den gelecek 8 bin PYD'li ise Türkiye’deki güvenlik noktalarına saldıracaktı.

İşte teröristin Türkiye'ye giriş anı:


CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN PROGRAMINA PARALELLİK OLUP OLMADIĞI ARAŞTIRILIYOR

Saldırganın Türkiye'de iken İstanbul dışına çıkıp çıkmadığı, kimlerle irtibata geçtiği, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın programlarına paralel hareket edip etmediği ve telefon kayıtları tek tek mercek altına alındı.

KATLİAMCI 2011 YILINDAN BERİ DÜNYAYI GEZİYOR

Daily Mail gazetesi, 28 yaşındaki Brenton Tarrant adlı Avusturalyalı saldırganın aşırı sağcı fikirlerle Neo Nazi ideolojisine yakın olduğu ve yedi yıl boyunca aralarında Kuzey Kore ve Pakistan olmak üzere çok sayıda ülkeyi ziyaret ettiğini yazdı.

Babasını erken yaşta kanserden kaybettiği belirtilen saldırganı tanıyanlandan biri Daily Mail Avustralia gazetesine Tarrant'ın 2011 yılından bu yana dünyayı dolaştığı bu sürede başka bir kişiliğe büründüğünü aktardı.

Saldırganın 2016 ve 2017 yıllarında Avrupanın çeşitli kentlerinde meydana gelen terör saldırılarından çok etkilendiği ve manifestosunu Neo Nazi ideolojisi ve Müslümanlardan nefret duygularıyla yazdığı belirtiliyor.

Saldırıyı gerçekleştirmeden önce hazırladığı manifestosunda, kendini sıradan beyaz bir adam olarak tanımlayan saldırgan, düşük gelirli İskoç, İrlanda ve İngiliz kökenli olduğunu belirtiyor.

GEÇEN SENE 9 KASIM'DA BULGARİSTAN'A GİTMİŞ

Yeni Zelanda'da iki camiye terör saldırısı düzenleyen Brenton Tarrant'ın, geçen yıl kasım ayında Bulgaristan'a giderek araç kiraladığı ve bazı tarihi yerleri gezdiği bildirildi. Bulgaristan Cumhuriyet Başsavcısı Sotir Tzatzarov, Başbakan Boyko Borisov başkanlığında yapılan toplantının ardından basına açıklama yaptı.

Tarrant'ın geçen yıl 9 Kasım'da Dubay'dan uçakla gelerek, araç kiralayıp ülkenin Dryanovo, Plevne, Veliko Tırnovo, Blagoevgrad, Kazanlık, Bansko, Pernik ve diğer bazı tarihi şehirlerini gezen Tarrant'ın, 15 Kasım'da Romanya'nın başkenti Bükreş'e geçtiğini, ardından da yine kiralık araçla Macaristan'a gittiğini aktardı.

Başsavcı Tzatzarov, teröristin 2016 yılında da Balkanlar'ı gezdiğini, Sırbistan ve Karabağ'ı ziyaret ettiğini ifade etti.

Toplantıya katılan İçişleri Bakanı Mladen Marinov da Brenton Tarrant'ın Bulgaristan'da bulunduğu tüm noktaların, ülkedeki temaslarının ve kullandığı sim kartların bilgilerinin araştırıldığını ifade etti.

Toplantıya Dışişleri Bakanı Ekaterina Zaharieva da katıldı.

Bu arada, Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü, terörist Tarrant'ın eylemini şiddetle kınadı.

Başmüftülükten yapılan yazılı açıklamada, masum insanlara karşı her türlü şiddetin kabul edilemez bir suç olduğu, bu eylemlerin her birinin tüm dünya medeniyetine karşı birer saldırı olarak algılandığı vurgulandı.

Öte yandan, Bulgaristan Başbakanı Borisov, Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern'e bir taziye mesajı yolladı.

YENİ ZELANDA TERÖRİSTİ BRENTON TARRANT'IN SİLAHINDA NELER YAZIYOR? NE ANLAMA GELİYOR?

Yeni Zelanda'da iki camiye silahlı saldırı düzenlendi, olayda 49 kişi hayatını kaybetti. Yeni Zelanda'da camiye Saldırıyı gerçekleştiren saldırganın, kendi YouTube sayfasından 70 sayfalık bir manifesto yayınlandığı ortaya çıktı.

 Saldırıyı bilgisayar oyunlarına benzer şekilde gerçekleştirdiği gözlenen saldırganın, saldırı sırasında silahın şarjörünü birçok kez değiştirdiği görülüyor. Aracından inen saldırgan caminin kapısından girer girmez ateş etmeye başlıyor. Tarrant'ın manifestosunda Türklerle ilgili bir bölüm de yer alıyor.

"Türklere" başlığının yer aldığı bölümde şu ifadelere yer verilmiş:

"Topraklarınızda huzur içinde yaşayabilirsiniz, size zarar gelmeyecek. Boğaz'ın Doğu yakasında. Ama Boğaz'ın Batı yakasında bir yerde yaşamayı denerseniz, Avrupa'ya gelirseniz sizi öldüreceğiz. Konstantinopolis'e gelir, tüm Cami ve minareleri yıkarız. Ayasofya minarelerden kurtulacak ve Konstantinapol hak edildiği gibi tekrar Hristiyan şehri olacak" 

Tarrant silahlarında daha önce dünyanın başka bölgelerinde Müslümanlara saldırı düzenleyenlerin isimleri yer alıyor. Silahlarda Osmanlı donanmalarını yok eden muharebelerin tarihleri ve amirallerin isimleri de yer alıyor.

Şarjörlerden birinin üzerinde Kiril alfabesiyle Miloş Obiliç yazması dikkat çekiyor. Miloş Obiliç, Kosova Savaşı’nda Sultan Murat’ı şehit eden Sırp olarak biliniyor. Yine aynı şekilde 1683 Viyana yazısında da II. Viyana Kuşatması'na atıfta bulunuluyor.

Silahta yer alan bir diğer isim ise Antonio Bragadin... Bragadin, Osmanlı'da esir aldıkları bütün Türkleri öldüren, ardından Lala Mustafa Paşa'nın emriyle derisi yüzülerek ağaca asılan Venedikli bir komutan. Yine şarjörlerde yer alan Dmitry Senyavin, 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Rus cephesinde yer alan bir amiral. Yine silahta yer alan 1770 tarihi de Rusya - Osmanlı arasında yapılan ve Osmanlı donanmasının tamamen yok edildiği Çeşme Deniz Muharebesi'ne atıf olabileceği tahmin ediliyor. János Hunyadi ise II. Murad'a karşı Belgrad Kuşatması sırasında direnen Macar bir komutandı. Silahta yer alan Alexandre Bissonette de Kanada'da 2017 yılında yine bir camiye girip silahlı saldırı düzenleyen bir katil.

YENİ ZELANDA TERÖRİSTİ BRENTON TARRANT CAMİ SALDIRISINI CANLI YAYINLADI

Saldırganın saldırı anını sosyal medyadan canlı olarak yayınladığı ortaya çıktı.

Saldırıyı bilgisayar oyunlarına benzer şekilde gerçekleştirdiği gözlenen saldırganın,saldırı sırasında silahın şarjörünü birçok kez değiştirdiği görülüyor. Aracından inen saldırgan caminin kapısından girer girmez ateş etmeye başlıyor. İşte Yeni Zelanda cami saldırısı görüntüleri...

SALDIRGANIN KİMLİĞİ BELİRLENDİ

İskoç bir aileden gelen ve Avustralya'da doğan Brenton Tarrant isimli saldırganın 28 yaşında olduğu tahmin ediliyor.

5 silahla birlikte yolculuk yapan saldırgan, bir yandan da müzik dinlerken görülüyor.

Saldırganın akıl sağlığın yerinde olmadığı yönünde yorumlar da yapılıyor. 

Saldırıyı bilgisayar oyunlarına benzer şekilde gerçekleştirdiği gözlenen saldırganın, saldırı sırasında silahın şarjörünü birçok kez değiştirdiği görülüyor. Aracından inen saldırgan caminin kapısından girer girmez ateş etmeye başlıyor.

BRENTON TARRANT TÜRKLER HAKKINDA NE DEMİŞ?

Saldırıyı 2 yıl önce planlayan Tarrant'ın manifestosunda Türklerle ilgili bir bölüm de yer alıyor."Türklere" başlığının yer aldığı bölümde şu ifadelere yer verilmiş:

"Topraklarınızda huzur içinde yaşayabilirsiniz, size zarar gelmeyecek. Boğaz'ın Doğu yakasında."Ama Boğaz'ın Batı yakasında bir yerde yaşamayı denerseniz, Avrupa'ya gelirseniz sizi öldüreceğiz.Konstantinopolis'e gelir, tüm cami ve minareleri yıkarız. Ayasofya minarelerden kurtulacak ve Konstantinapol hak edildiği gibi tekrar Hristiyan şehri olacak"

SALDIRI ESNASINDA CAMİDE 200 KİŞİ VARDI

Hagley Park bölgesindeki Al Nur Camisi içerisine silahlı saldırganlarca ateş açıldı. Saldırı esnasında camide, cuma namazı için 200 kişinin bulunduğu belirtildi. El Nur Camisi'ndeki görgü tanıkları, saldırgandan kaçıp, canlarını kurtarmaya çalıştıklarını anlattı. Saldırıda, çok sayıda ölü ve yaralı olduğu belirtiliyor.

SİLAHLI SALDIRGAN CAMİYE GİRİP ART ARDA ATEŞ AÇTI

Silah seslerinin, Linwood Mahallesinde bulunan bir camiden daha duyulduğu belirtildi. Görgü tanıkları siyah giyimli uzun namlulu silahı olan bir saldırganın camiye girdiğini art arda ateş etmeye başladığını söyledi.

4 KİŞİ GÖZALTINDA, OKULLAR TATİL EDİLDİ

ChristChurch'te okullar tatil edildi, halkın camilerden uzak durması istendi. Başbakan Jacinda Ardern, "Bugün ülkemizin en karanlık günlerinden biri" dedi. Olayla ilgili 4 kişi gözaltına alındı.

BANGLADEŞ MİLLİ TAKIMI SALDIRI SIRASINDA OLAY YERİNDEYDİ

Cuma Namazı için camiye giden Bangladeş Kriket Milli Takımı'nın da saldırı sırasında olay yerinde olduğu belirtilirken, takımın kondisyon antrenörü Mario Vallavarayen, oyuncuların saldırı sırasından otobüste olduğunu ve araç yanaşmaya çalıştığı sırada saldırı olduğunu söyledi.

YENİ ZELANDA POLİSİ DE AÇIKLAMA YAPTI

Yeni Zelanda Polisi, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Aktif bir tetikçi ile ChristChurch’te ciddi ve gelişen bir durum yaşanıyor. Polis durumu yönetme konusunda tüm kabiliyetiyle yanıt veriyor, ancak risk ortamı hala son derecede yüksek. Polis, ChristChurch’te oturanların sokaklardan uzaklaşmalarını ve bir sonraki duyuruya kadar içeride durmalarını tavsiye ediyor. Christchurch okulları bir sonraki duyuruya kadar kilitlenecek. Kamuoyuna iş birlikleri için teşekkür ederiz, bölge sakinlerini bilgilendirmek için daha fazla güncelleme sağlayacağız." ifadelerine yer verdi.

"SİYAH GİYİNMİŞ BİR ADAM..."

Yerel basında yer alan haberlere göre, Len Peneha adlı bir görgü tanığı, siyah giyinmiş bir adamın Al Noor Camisi'ne girdiğini, ibadet için içeride bulunanlara ateş açtığını, içeride kargaşa yaşandığını, saldırganın, güvenlik görevlileri gelmeden camiden uzaklaştığını iddia etti. Peneha, camidekilere yardım etmek için girdiği sırada "her yerde ölen insanlar" gördüğünü belirtti.


Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.