Mimar Sinan'a da Tarihe de Saygı Yok!

Bir şehir düşünün, bir tarafta gökkubbeyi yırtarcasına hoş bir seda bırakan tarihi eserler, diğer tarafta günümüzde yapılan taş yığınları. Ve günümüze ulaşan tarihi eserlerin muhakkak en güzelleri Koca Sinan Ağa’nın yaptıklarıdır. Bu cihette farkındalık oluşturmak için çekilen ‘Mimarların Piri: Sinan’ belgeselinin başrol oyuncusu Erkan Çelik, “Bu şehirler insanın huzurunu kaçırıyor. Ne tarihe ne de Mimar Sinan’a saygı kalmış” dedi.

Mimar Sinan'a da Tarihe de Saygı Yok!

Bir şehir düşünün, bir tarafta gökkubbeyi yırtarcasına hoş bir seda bırakan tarihi eserler, diğer tarafta günümüzde yapılan taş yığınları. Ve günümüze ulaşan tarihi eserlerin muhakkak en güzelleri Koca Sinan Ağa’nın yaptıklarıdır. Bu cihette farkındalık oluşturmak için çekilen ‘Mimarların Piri: Sinan’ belgeselinin başrol oyuncusu Erkan Çelik, “Bu şehirler insanın huzurunu kaçırıyor. Ne tarihe ne de Mimar Sinan’a saygı kalmış” dedi.

16 Aralık 2017 Cumartesi 12:08
Mimar Sinan'a da Tarihe de Saygı Yok!

Mülakat: FIRAT İPEK

Hiç kuşkusuz her aklı başında olan insanın aynı duygu ve düşüncede birleştiği bir isim Mimar Sinan. Filozof, deha, gelmiş geçmiş en iyi mimar ve bunların yanı sıra Hakk aşığı bir Müslüman. Eserlerini Müslümanlara ve insanlığa hizmet olsun diye Rızâ-i İlahi dairesinde yapan ve İslam üzere yaşayan bir ademoğlu, Mimar Sinan. Eserleri yükselirken (uzunluk olarak değil) tevazuyla küçülen bir şahsiyet. Ve söylemekle anlatamayacağımız, Osmanlı Devletine mimaride çağ atlatan mimardır, Sinan.

Sabırla ilerliyor

Osmanlı'nın 3 farklı dönemine şahitlik eden Koca Sinan Ağa, 1. Süleyman, 2. Selim ve 3. Murat'ın padişahlıklarında eserler üretmiştir.

‘Böylesine önemli bir şahsiyetin gençlik yıllarını sen canlandıracaksın' dense ne yapardınız bir düşünün.

Oyuncu Erkan Çelik hiç tereddüt etmeden rolü kabul etmiş. Çünkü o, sinema sektörünün Mimar Sinan'ı olmak için çoktan koşmaya başlamıştı.

Koşuyordu lakin sabırla ve emin adımlarla ilerlemek istiyordu Çelik.

Belgesel tarihe not düşecek

Çarpıklığın ve bozukluğun had safhada olduğu film sektörünün girdabında boğulmak istemiyordu. Nitekim, kader tecelli etti ve örnek bir şahsiyetin gençlik yıllarını canlandırarak, hayatını ve eserlerini derinlemesine analiz etme fırsatı buldu. Zira kim bu fırsatı kaçırırdı ki.

Evet, biz de tarihe not düşecek olan belgeselin Mimar Sinan'ı Erkan Çelik'le bir araya geldik. Şimdi sizleri, sabrı, hayatının şiarı haline getirmiş, eserleriyle film sektörüne damga vurmak isteyen, sinemanın ‘koşan adamı' oyuncu Erkan Çelik mülakatıyla baş başa bırakıyorum.

- Mimar Sinan'ın belgeseli çekilecek ve Sinan'ı senin oynamanı istiyoruz dendiğinde ilk düşünceniz ne oldu?

Bir oyuncu proje geldiği zaman muhakkak onu inceler ve uygunluğuna göre rolü kabul eder. Ben ise, teklifi getirenlere ve projeye çok güvendiğim için seve seve bu işin içinde olmak istiyorum dedim. Düşünsenize Mimar Sinan'ın  hayatını ve yapıtlarını anlatan projenin başrol oyuncusu olacaksınız.

Tezkiretü'l Bünyan

- Düşüncesi bile muazzam. Lakin bu büyük şahsiyeti oynamak kolay olmasa gerek.

Evet, kolay değil.

- Peki zoru nasıl kolay ettiniz?

Tarihin en ince derinliklerine kadar bilgi alabildiğim Bülent Bey (Günal) sayesinde.

- Bülent Bey kim?

Mimar Sinan'ın hayatını ve eserlerini anlatan Tezkiretü'l Bünyan'ı okuduktan sonra belgesel çekmek isteyen şahıs. Genel Koordinatörümüz. Abimiz. Kısacası her şeyimiz.

Dinamik bir belgesel oldu

- Siz Tezkiretü'l Bünyan'ı okudunuz mu?

Okumadım. Bilmem gereken tüm detayları Bülent Bey'den dinledim.

- Rol için yeterli oldu mu?

Bu sinema filmi değil. Belgeseldeki hikayeye ve karaktere bağlı kalmak zorundasınız. Bu da rol için yeterli oldu. İstenilen duyguyu kattım.

- Sizden istenilen duygu neydi ki?

Tabi belgesel olduğu için haliyle çok fazla diyalog yok. Lakin hadiseleri anlatırken bakışlar, mimikler ve duruşlar çok önemli. İşte istenilen duygu bu ve burada oyunculuk devreye giriyor.

- Daha önce çekilmiş Mimar Sinan belgesellerinde de diyalog yok.

Eski Mimar Sinan belgesellerini izlediğinizde şunu görürsünüz, perfore ses başlar sonra bir tane kravatlı abi konuşmaya başlar ve kamera ağır ağır Süleymaniye'nin kubbesini, çinilerini çeker. Biz Mimarların Piri: Mimar Sinan belgeseline dinamizm kattık. Zevkle ve sıkılmadan izleneceğine inanıyorum.

Her çekimde bulundum

- Peki çekimleri nerede yaptınız?

Doğduğu yer Ağırnas, İstanbul ve Edirne.

- Filozof Sinan'ın doğumundan Hakk'a yürüyüşüne olan süreçte yer almak muazzam olsa gerek. 

Mükemmel bir deneyim oldu. Lakin sadece gençlik yıllarını canlandırdım. 

- Ne yani Süleymaniye, Şehzadebaşı ve Selimiye Cami gibi dahiyane eserlerin yer aldığı çekimlerde bulunmadınız mı?

Tabi ki oradaydım. Sadece benim rolüm yoktu.

Mimar Sinan'ın eserleri ruhunuza dokunuyor

- Dahi bir zekanın ürünü olan eserleri derinlemesine tanıyınca ne hissettiniz?

Tarihimize sahip çıkamadığımızı.

- Şehircilik anlamında mı?

Evet. Mesela Süleymaniye Camii gibi mükemmel bir eser var. Lakin aşağıya Eminönü'ne baktığınızda berbat bir manzarayı temaşa ediyorsunuz. Yani insanın huzurunu kaçıran bir durum var şehirlerde.

- Yani Sinan hazretlerinin eserlerine layık bir şehirleşme yok mu?

Var diyebilir miyiz...

Sinan hazretlerinin kabrine saygı diye bir şey yok

- Özellikle dikkatinizi çeken, fütursuzca kullanılan bir tarihi eser var mı. İlla ki Mimar Sinan'ın yapıtı olması da gerekmiyor.

Var. Kapalı Çarşı'da bulunan Büyük Valide Han. Mükemmel bir yer ve orayı tamamen akbabalar sarmış. Hanın içerisinde bir yer var, girdiğinizde tuvalet kokusu, içki şişeleri ve garip tipler sizi karşılıyor. Her taraf tabela, saçma sapan işyerleriyle dolu.

- Ne yapmak lazım bu konuda.

Bir an önce tarihi dokuya uygun hale getirilmeli

- Burada tarihe, esere ve mimarına da saygısızlık ortaya çıkıyor.

Evet. Mesela Süleymaniye Camii'nin arka tarafında Mimar Sinan'ın mezarı bulunuyor. İnsan, böyle bir dehanın naaşına saygı duyar. İçine giren mi dersin, arabaların geçişi mi dersin ve daha neler neler. Özel bir alan haline getirilebilir.

- Bu konuda ne derdimiz biter ne de söyleceklerimiz. Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Sektörün Mimar Sinan'ı olmak için mücadale edeceğim

Sektöre birkaç iş yapayım diye girmedim. Yaptığım projelerle kalıcı olmak için mücadale ediyorum. Bugün Şener Şen ve Kemal Sunal'un her filmi severek izleniyor. Ben de bu üstatlar gibi kalıcı olmak istiyorum. Mimar Sinan hâlâ eserleriyle yaşıyorsa oyuncularda filmleriyle yaşar. Bu sektörün Mimar Sinan'ı olmak için nitelikli projelerde yer alacağım.

Erkan Çelik kimdir?

Beyazperdeye hızlı bir giriş yapan oyuncu Erkan Çelik, düzenlenen bir yarışmada oynadığı Kanuni Sultan Süleyman rolüyle ikinci oldu. Vizyona giren ‘Seni Gidi Seni' filmiyle başladığı oyunculuk serüveni, ‘Kafir ve Zohak' filminde oynadığı başrollerle devam etti. ‘Mimarların Piri: Sinan' belgeselinde Mimar Sinan'ın gençlik yıllarını canlandıran Erkan Çelik, geleceğin Jön'ü olmak için sabırla ve emin adımlarla ilerliyor.

Mimarların Piri: Sinan Belgeseli

Geleceğin jön adayları arasında gösterilen Erkan Çelik, 'Mimarların Piri: Sinan' belgeselinde Mimar Sinan'ın gençlik yıllarını canlandırdı. Çekimleri Mimar Sinan'ın doğum yeri olan Kayseri Ağırnas ile İstanbul ve Edirne'de gerçekleşen belgeselin yönetmenliğini Mesut Gengeç, genel koordinatörlüğünü ise Bülent Günal yaptı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.